replika saat ve insan mazisi
evet arkadaslar replika saat diyorki “Onu sana hediye edeceğim,” dedi Diana, “faıaniant Morgenstern’lerden nefret ettiği konusunda haklısı:! Imankr kılıçların ölümcül bir sihir taşımak, bir defada buaenxkiş-yi katletmek üzere yapıldıklarına dair hikâyeler anutmukr Elbette bunlar sadece hikâyeden ibaret, hiçbir gerçciikpaylar yok ama yine de bu, başka bir yerde satabileceğim btf rrdej^ Ya da satmak isteyeceğim. İyi ellere gitmeli.” “istemiyorum,” dedi Clary fısıltı\4a.“Kaçtığın takdirde ona .senden büvük bir gûş se^tksi». dedi Diana. “Ai ve kardeşinin boğazını bununla kes onurunu kurtar.”
Kılıcı tezgâhta C'lary’ye doğru ittirdi. Clary tek kfatt< den bunu aldı. Elini başına doladı >e kavrayışına «'J** ğunu gördü -sanki onun için yapılmış gibi eli tam Kılıcın yapımında kullanılan çelik ve kıymcıli mer»lk>c elinde bir tüy kadai lurdti. Kılıcı kaKiırdı. Bıçağm
jjyjh yıldızlar ona göz kırpıyor, ateş gibi bir ışık çeliğin üstünde Igvılcımlannı saçıyordu.
1 Clary başını kaldırınca Diana’nın havadan bir şey kaptığını jördü: Hafif bir ışık pırıltısı bir kâğıt parçasına dönüştü. Kâğıdı ; okudu. Kaşları endişe içinde çatıldı. “Melekler adına,” dedi. ‘Londra Enstitüsü’ne saldırmışlar.”
Clary neredeyse kılıcı elinden düşürüyordu. Jace’in yanında mtkunduğunu işitti. “Ne^ diye sordu Jace.
Diana başını kaldırdı. “Merak etmeyin,” dedi. “Görünüşe bıkılırsa, Londra Enstitüsü’ne bir çeşit özel koruma kurulmuş, bundan Konseyin bile haberi yokmuş. Yaralılar var ama kimse ölmemiş. Sebastian’ın kuvvetleri püskürtülmüş. Maalesef karanlık avcılardan yakalanan veya öldürülen olmamış.” Diana konuşurken Clary dükkân sahibinin beyaz yas kıyafeti giydiğini fark etti. Valentine’ın savaşında birini mi kaybetmişti? Sebastian’ın enstitü saldırılarında kaybettiği biri mi olmuştu?
Morgenstern’lerin elinde ne kadar kan akmıştı?
‘Ç-çok üzgünüm,” dedi Clary soluklanarak. Sebastian’ı göre-Myordu. Zihninde öyle netti ki... Kırmızı takımı ve kırmızı kanı,gümüş rengi saçları ve gümüş kılıcı. Geriye doğru sendeledi.
Birden kolunda bir el hissetti ve soğuk havayı soluduğunu ^etti. Bir şekilde silah dükkânından insanlar dolu bir cad-<kye çıkmıştı ve Jace yanındaydı. “Clary,” diyordu. “Merak «nıe. Her şey yolunda. Londra’daki Gölge Avcıları’nın hepsi kıınuimuş.”
Diana yaralılar olduğundan bahsediyordu,” dedi Clary. *fefgenstern’ler yüzünden daha fazla kan döküldü.”
Jace, Clary’nin hâlâ sağ elinde tuttuğu kılıca Kabzanın üstündeki parmakları solgundu. “Kılıcı aln,,^ zorunda değildin.”
“Hayır. Diana haklıydı. Morgenstern’lerle ilgili herşçydçjı korkmak, Sebastian’ın benim üzerimde daha güçlü olmasım sağlıyor, istediği tam da bu.”
“Katılıyorum,” dedi Jace. “İşte bu yüzden sana bunu getirdim' Ona üstünde gümüş yıldız desenleri olan siyah deriden bir kılıç kını verdi.
“Sokaklarda kılıfsız bir kılıçla dolaşamazsın,” diye ekledi Jace. “Yani dolaşabilirsin ama tuhaf bakışları üzerimize çekme ihtimalimiz çok yüksek.”
Clary kılıfı aldı, kılıcı sardı ve kemerine takıp paltosuyla kapattı. “Daha iyi değil mi.^”
Jace, Clary’nin kızıl saçlarından bir tutamı yüzünden çekti. “Bu ilk gerçek silahın, sana ait olan ilk silahın. Morgenstern ismi lanetli değil, Clary. Yüzlerce yıl öncesine giden şerefli bir Gölge Avcısı ismi bu. Sabah yıldızı”
“Sabah yıldızı bir yıldız değildir,” dedi Clary somurtkan bir biçimde. “Bir gezegendir. Bunu astronomi dersinde öğrenmiştim.”
“Fani eğitimi ne yazık ki çok yavan,” dedi Jace. “Bak,” ve parmağıyla işaret etti. Clary gökyüzüne değil, ona baktı, saçlarındaki ışığa, gülümserken ağzının eğimine. “İnsani: gezegenlere
dü?AHWMHİcn cjl^ilip Irt»*' m y<ıiM^ını <'p*n flMİ* dedi, ''l V«ıck hu astnuuuuı dcminclrn «I dia şiır»H " Ifctdini iıs^M*p ona püliim<ti'»ll “Aferin,” dnll «fk« «vdaKi x«paca^ız. Ha*lt j^cl. Sana bir |**y göstermek
ten takaklsrwhiâ soğuk pamuklar hissederek uyaruk “Aç ^pdemgün \nnpiri,” dedi sabırsız bir ses. “Çok vaktimiz yek.” tem öyk b*r ;^vkle kalktı ki karşısındaki kişi tı&brarak
Simon etrafa baktı. HJdâ Maureen’in kafesinde. Hocel D«Mf' un içmdeki o çürümüş odadaydı. Karşısında RapKad wâ Dikmek beyaz, bir gömlekle kot giymişti. Boynunda fMteı akın panidıyordu. Yine de, Simon onu şimdiye dek Kep bşMfİantma gider gibi temiz ve şık görmüştü. Oysa şu anda wdı M(ian lunşımş, brya/ gömleği yırı ilmiş ve lekelennuştt. '(tenydın, gfin vampiri.” dedi Raplıael.
*ten burada ne işin vKr?" dedi Simon Ülkeyle. Kendin» p»s-«atta «rnnirli hls*»*diyordu. Ve bâlA üstünde şu kabarık teMr zardı. 'Sahiden *aİMh mı oldu^**
%f9j^)fdun ¥t }\ımU uyandın, Sabah oldu." Kaphad »»ksınç **pbd4#neşck|g)rün il yordu. "Muradt» nr yapiığuna ||d»iKe; *te««ııiçMihurad-ryHiı."
kafesli parmakbklanns yaslamb “N«d» mrk bıoor-
Raphael ona acıyarak baktı. "Kafes dışarıdan açılıyor. Içj,, girmek benim için çok kolaydı.”
“Pfeki bu yalnızlıktan ve kardeş gibi bir dost arama arzusundan mı kaynaklıyor?” diye sordu Siınoıı. “Seni en son gördü-ğümde koruman olmamı istemiştin ve .sana hayır dediğimde Cain damgasını kaybettiğim anda beni öldüreceğini gayet ne bir şekilde anlatmıştın.”
Raphael ona gülümsedi.
“Demek bu işin öldürme kısmı ha?” diye sordu Simon “Söylemeden edemeyeceğim, pek ustaca sayılmaz. Büyük ihtimalle yakalanacaksın.”
“Evet,” dedi Raphael dalgınca. “Maureen ölümüne çok üzülecek. Bir keresinde seni şu vicdansız büyücülere satma konusunu açmıştım da hiç hoşuna gitmemişti. İmkânsızdı. Sağaltıcı güçleriyle gün vampirlerinin kanları iyi para ediyor.” Göğüs geçirdi, “^y iyi bir fırsat olabilirdi. Ne yazık ki Maureen meseleyi benim bakış açımdan göremeyecek kadar aptal. Seni burada tutup bebek gibi giydirmeyi tercih ediyor. Fakat öte yandan ne de olsa deli.' “Vampir Kraliçe’nlc ilgili böyle bir şey söylemeli misin sence!' “Bir zamanlar ölmeni istiyordum, gün vampıti,” diye karşılık verdi Raphael sohbet eder gibi. Sanki bir zamanW Simon’a bir kutu çikolata almayı düşündüğünü anlatıyotd “Ama daha büyük bir düşmanım var. Sen ve ben, ikimiz^ aynı
"Gerçekten berbat bir vampirsin,” dedi Raphael. “Fakatbu konuda aynı düşünüyoruz. Sen insanları korumak istiyorsun.
Bense vampirleri korumak. Amaçlarımız aynı.”
“O hâlde öldür onu,” dedi Simon. “Maureehi öldür ve klanın başına geç.”
“Yapamam.” Raphael karamsar görünüyordu. “Klandaki diğer çocuklar onu seviyor. Uzun yolu, ufukta bizi bekleyen karanlığı görmüyorlar. Sadece öldürme ve istedikleri zaman tüketme özgürlüğünü görüyorlar. Anlaşmalara boyun eğmeyi, dışarıdan bir yasaya uymayı istemiyorlar. Maureen onlaıa dünyadaki en büyük özgürlüğü verdi ve kendi soylarım W özgürlükle yok edecekler.” Ses tonu insanın İçine işliyordu.
“Sahiden klana ne olacağını önemsiyorsun,” dedi Simon şaşkınca. “Senden gayet iyi bir lider olur.”
Raphael ters ters ona baktı.
“Gerçi kemikten bir taçla nasıl görünürdün bılmiyorur diye ekledi Simon. “Bak, söylemek istediğim anlıyorum, 2 nasıl yardım edebilirim? Fark ettin mi bilmem ama bit k hapsolmuş durumdayım. Beni buradan çıkarırsan senr larlar. Ve buradan gidersem Maureen beni bulur.” “Alicante’de değil, orada seni bulamaz ” dedi Rapbac
:tS
'Aiicantc n»i?" Sımon on.« bakıyortlu. “l<lri»'in b4»krnti, Akante’yi mı kastediv«>rsun?“
‘IVk akıllı olduğun söylenemez,” dedi Raphael.replika saat “Evet, kas-MiğiiD Alicante orası.” Simon'm şaşkın bakışları karşısında kıiliçegülümsedi. “Konseyde bir vampir temsilcisi var. Anselm 'sşrfıtshadc. Emekli olacak birisi, Los Angeles klanının lideri, *1 benim... belli dostlarımı tanıyan bir adam. Büyücüleri.” ‘Magnus u mu?” dedi Simon şaşkınca. Raphael ve Magnus ikmsüzdü, ikisi de New York’ta yaşıyordu ve kendi Aşağı Dûpsalı dallannda epey yüksek rütbeye sahiplerdi. Buna karşın, <iBion birbirlerini ne kadar iyi tanıyabileceklerini hiç düşün-
«fflİŞtİ.
Raphael, Simon’m sorusunu duymazdan geldi. “Nightshade tunnın temsilcisi olarak beni göndermeyi kabul etti, tabii Maıreen’in bundan haberi yok. Yani Alicante’ye gideceğim ve KnoKy' in büyük toplantısına katılacağım, ama senden benimle Mbegelmeni istiyorum.”
“Neden?’
“Gölge Avcıları bana güvenmiyor,” dedi Raphael açık açık. 'Aaa sana güveniyorlar. Özellikle dc Ncw York Nci'ılimleri. kflidine bir bak. Boynunda I.sabellc Lightwood’un kolyesi «Gecenin çocuklarından ziyade bir başka Cîölge Avcısı gibi <Muğunun farkındalar. Maurcen’in AnlaşmaUr’ı çiğnediğini ve Murulması gerektiğini söylersen sana inanırlar.’
'Haklısın,” dedi Simon. “Hana güveniyorlar.” Raphael ona •iuııun açılmış, saf gözlerle bakıyordu. “Ve bunun, klanın ^kwtn i ihbar ettiğini bilmelini istememenle hiçbir ılgüi yok
çünkü onu seviyorlar ve sonrasında üstüne sansar ^bi atbtt\ \-acaklar.’
“Engiıitörün çocuklarını tanıyorsun,” dedi. “Doğrudanoı\j ifilde verebilirsin.”
"Tabii,” dedi Simon. “Klandaki kimse Kraliçe’lerini gmv-mazladığımı ve ölümüne sebep olduğumu umursamayacak^ Döndüğümde hayatımın muhteşem olacağına eminim."
Raphael omuz silkti. “Burada destekçilerim var,” dedi. "Buraya girmem için birisinin beni içeri alması gerekti. Maurecn in icabına bakıldıktan sonra New York’a birkaç olumsuz sonuçla dönme ihtimalimiz yüksek.”
“Birkaç olumsuz sonuç.” Simon burnundan soluyordu. “Çok rahatladım.”
“Burada zaten tehlikedesin ” dedi Raphael. “O kurtadam koruyucun veya Gölge Avcıları olmasaydı defalarca ebedi ölümle karşı karşıya kalırdın. Eğer benimle Alicante ye gelmek istemiyorsan seni bu kafeste bırakmaktan mutluluk duyaa-ğım. Böylece Maureenin eğlencesi olabilirsin. Ya da Candaı Şehri’ndc arkadaşlarının arasına katılırsın. Çatarına bossbm bir portal yapmak için aşağıda bekliyor. Seçim senin.’
Raphael bir bacağını büküp arkasına yaslanmıştı. Pat^ dinleniyormuş gibi di dizinin üstünden gevşekçe satkm Simon, arkasında, kafesin parmaklıklarının aıasından ka duran bir başka vampirin silüetini görebiliyordu. Siyaksa» kızdı, yüz hatları karanlıkta kalmıştı. RaphaeVi içeri ah 0İmdUi, diye düşündü. Aklına Jordan geldi. Kurtadam kon Ancak bu, klanlarla bağlılıkların bu çatışması ve ber şeyd

slm merhabalar sayfanızı çok güzel saat - replika saat konusunda bizimde sitemizde ürünlerinizi satabilirsiniz 666
YanıtlaSil