25 Mayıs 2015 Pazartesi
replika saat fiyatları ve bilim tarihi93
replika saat fiyatları ve bilim tarihi93 bugün yine replika saat fiyatları yazılarını yazdı ve sizlere replika saat fiyatlarıdiyorki Mekke, yaklaşık 80.000 nüfuslu bir şehirdir. Bir vadide yer alır. Bu vadinin arkasında Beytullah (Allah'ın evi) adını taşıyan büyük mabed bulunmaktadır Mekke şehri bu mabedin etrafında gelişmiştir. Vadiyi çevreleyen iki tepıecigin eteklerinden doruğuna kadar şehir yayılır. Bu şehrin 14 mahallesi vardır. Cebel, Haratulbab, Şubeyka, Misfala, Ciyad, Şamiye, Karara, Kuşaşiye, Sukulleyi Gaz-za. Şiib, Naka, Süleymaniye, Maabida.
Mfkkc'clf kış süresince bronşit ve pnömoniler görülür Fakat tüberküloz ı^irtJir Göz ve karaciğer haslalıklan da Mekke'de sık görülür. Buna karşılık fevkalade nadirdir. Dizanteri, çocuk ölümlerine sebep olur ve her yıl cid-^gılgmlar yapar. Fikrimce mide-bagırsak hastalıklannın fazla görülme sebep-l^(kn biri sıcak iklimdir. İkinci bir sebepte meyvelerin fazla oluşudur. Çiçek haldedir. Her yıl çok sayıda ölüme yol açar. Tifo pek sık görülmez. Den-gyf hastalığı bu ülkenin bilinen bir hastalığıdır. Dizlerde ağrı yaptığından bu lıisulıga "fbumıkab" yani “diz babası” adı
Mekke’de kaldığım sürede 1890-93 ve 1895 epidemilerini incelemeye gay-ifCPtıım. Daha önce epidemiler üzerinde de araştırmalar yapmaya çalıştım. Mekke’nin yaşlı kişilerinden bilgi topladım. Bu salgınların birçoğunun görgü tınıgı olan Avniirrefık Paşa’nın doğruladığı bilgiler benim için daha değerli ohıviordu. Topladığım bilgilere göre 1831 yılından önce Hicaz’da kolera yoktu. Bkkolera salgını 183Tde görüldü. Bu salgın çok şiddetli geçti. Nisan’a rastlayan Zilkade ayından başlayarak Mısır'da yapıldı. 1847 yılı salgını Aralık ayına rast-lıyanŞevval’de başladı ve vebanın hüküm sürdüğü Şam şehrine yayıldı.
1847 biraz daha az şiddetli geçti. Haziran’a rastlayan Recep ayında başladı Kurban BayTamı’nda şiddeti arttı. Bu salgın hacıları Mısır'da ve İstanbul’da ttledi Bu incelemeden çıkan sonuçlar şunlardır:
1)Kolera Mekke'ye daim dışandan girmiştir.
2)Koleranın en fazla şiddetlendiği zaman sıcak mevsimlerdir (1831, 1865, 1190.1893). Bununla beraber kışın da şiddetli epidemic görülmüştür (1902, 1907,1908 epidemileri).
3)Sıcak mevsimlerde de hafif geçen salgınlar görülebilmiştir (1856, 1857, 1860 salgınlan).
4)Kolera nisbeterı az sıcak geçen mevsimlerde daha hafif seyretmektedir (1841,1872,1878,1881, 1882, 1883 epidemileri). Bazen bu mevsimlerde de şiddetli olabilir (1847, 1851 epidemileri)
5)Muharrem, Sefer, Rebiülevvel, Rebiülahır, Cemaziyelevvel, Cemaziyela-hirıylannda Mekke'de kolera görülmemiştir. Bir defa Recep ayında (1847), bir defa Şaban ayında (1872), iki defa Şevval ayında (1841, 1895), dört defa Zilhicce lyında (1878, 1883, 1890, 1891) ve on bir defa Zilkade ayında kolera salgınım saptanmıştır. Bundan da anlaşılıyor ki, Mekke'de kolera hac faaliyetleri ile takından ilgilidir.
aldık. Kitapta birçok istatistik ve epidemic tasvirleri vardır.
Önsözde övgüyle söz ettiği Mekke Şerifi Avııürrefik Paşa'nm sağlık 0 l lerini nasıl desteklediğini. Dr. Kasım Izzeddin şöyle anlatıyor (s. 109): Sa<n,^ lemleri ilk defa 1895 yılında yürürlüğe kondu. Büyük Şerifin önlemlerinizi ması yolundaki gayretleri, güçlükleri azalttı. Kolera görülen evlerin dezenfe|^| yonu söz konusu olunca bunun kabul görmeyeceğinden endişelendim ^ kaygımı özel olarak zat-ı devletleri Şerife açtım. Şerif hazretleri bir pülven^* tör istedi. Pülverizatör hazırlanınca kendi bulunduğu salonun dezenfektee(j,j meşini emreni. Salon dışarıdan görülebiliyordu. Zat-ı devletleri dışarıda topij nan kalabalığın bu işlemi seyrettiğini görünce kendi oturduğu yerin de dezen fekte edilmesini istedi. Hatta pülverizatörü kendi elbiselerine yöneltti. Şerif/^. nürrefik’in bu örnek bereketi Mekke halkı üzerinde etki yaptı. Halk dezenfeks,. yonun önemini hemen kavradı. Böylece koleralı evleri dirençle karşılaşmadan dezenfekte ettik. Etüvümüzün Bedeviler tarafından tahribi olayı ancak salgm sona erdikten sonra vuku buldu. Bu saldırganlığın sebepleri üzerinde aynntıyj girmek bu kitap çerçevesinde uygun değildir. Yakında yayınlayacağım başly bir eserde etüv tahribi olayının taassubdan değil, mahalli otoritelerin kışkın-masından kaynaklandığını anlatacağım.
Kitabın son bölümünde Dr. Kasım Izzeddin. önlemlerin etkinliği konusunda ümitleri yenilenmiş olarak çok hoşnut ve iyimserdir:
“1895’te yaşadığımız deney bize ispat etti ki, sağlık önlemleri Melekede uygulanabilir olmaları yanında, iyi yürütüldüklerinde fevkalade etkilidirler. 1895 yılında kazanılan başan. Mekke'de herkesi hayrette bırakmıştır. Şerif haz retleri de hayrette kalmış ve bana Bilirsiniz ki ben hıfzısıhha taraftarıyım ve bilimin verilerine tam güven duyarım. Fakat samimi olarak itiraf ederim ki bu kadar etkili olacağına inanmamıştım.' demişti.
Bu başarıya karşı, 1895 salgının hafif olduğu itirazı yapılabilir. Benim de aklıma gelen bu ihtimali inceledim. Bu ihtmal bana pek sağlam görünmedi 1893 yılında o kadar müthiş olan bir salgının iki yılda gerilemesi akla yakın değildir. 1895 salgınında Mekke'den ayrılan Medine kervanında yol üzerinde kolera artış göstermiş ve Medine’de kervanın üçte birinin yani 5.000 kişini öldüğü hesaplanmıştır. Demek ki 1895 salgını hafif bir salgın değildi. 1895 deneyi, Mekke'de sağlık önlemlerinin etkili olduğunu tartışmasız bir biçimde göstermiştir. Bu gerçeği büyük bir memnuniyetle kaydediyoruz. Çünkü bilimin mut lak gücünü gösteriyor. Ayrıca Avrupa da sanıldığı gibi İslam dininin ilermeye engel olmadığını da ortaya koyuyor. Bununla birlikte bu önemli
n sözün söylendiril kanaatinde delilim. Bu şehrin sokaklannı genişletmek, açlandırmak, kanalizasyon tertibatı yapmak ve şehir içindeki izdihamı azalt-rt^kıçin şehir dışında evlerin yapılmasını teşvik etmek gerekir. Ayrıca şehir su-^oınun madeni (font) borularda getirilmesi ve evlere dağıtımının da basınçlı ol-fiıisı arzu edilir. Osmanlı hükümeti Hicaz Demiryolu aracılığı ile kolera yayılması sonmuna büyük önem vermiştir. Sıhhiye Meclisi ndeki Ingiltere delegesi pr.Clemovv, Almanya delegesi Bay Padel, Hollanda delegesi Stekoulis ve ben-(|fn oluşan bir heyet son zamanlarda adı geçen demiryolu hattına gönderilmiş yf Hicaz'dan dönen hacılar arasında bir salgın olursa yatırılacakları hastaneye ^ uygun nokta araştırılmıştır. Bu heyetin en elverişli bulduğu yer Tebouk'ta olup Şam'dan 693 km Maan'dan 233 km uzaklıktadır. Maan'dan sonraki son meskun bölge burasıdır. Burada kurulacak hastane çöl kenarında olduğundan, hastalann tecrid edilmesi de sağlanmış olacaktır. Böylece düzenlenen sağlık hizmetleriyle artık İslam haccı, Avrupa için bir tehlike olmaktan çıkacaktır.
Sonuç
Dr. kasım İzzeddin Bey, son devir Osmanlı-Türk aydınının bütün özelliklerini göstermektedir. Bilime ve bilimsel yöntemlere büyük güveni vardır. Bu güveni yanında, vatanının dini inançlarına da saygılıdır. Sağlık önlemlerine karşı direncin İslam dininden değil, kendi çıkarlarım gözeten idarecilerden kaynaklandığını sık sık belirtmektedir.
Meşrutiyet öncesi devrinin Mekke Şerifi Avnürrefik Paşa, kitap yayınlandığında hayatta değildir. Üstelik yeni yönetimce sevilen bir kişi de değildir. Buna rağmen Dr. Kasım İzzeddin, Avnürrefik Paşa ya sevgisini ve minnetini belirtmekte. bunu zorunlu görmekte, ölmüş bir şahıs olduğu halde “Son Altesse” devimini kullanarak kendi kişisel terbiyesini ortaya koymaktadır. Bu davranışı, eski devri tutan bir kişi olmasından doğmamaktadır. Eski devir valisi Ahmed Raiip Paşa ya da bütün nefretini ifade etmekten geri kalmadığını görürüz. 1909 yılında Abdülhamid de devletin başında değildir. Fakat Kasım İzzeddin Bey. ondan bahsederken yine "majesteleri" diyerek diyerek devletinin saygınlığını .Avrupa karşısında korumaya çalışmaktadır. Henüz I. Dünya Savaşı yaşanmadığı için Osmanlı-Türk aydınları Avrupa'yı “Garp Dünyası" ya da "medeniyet" deyimleri ile anmakta, Osmanlı Devleti’nin iyi niyetli ağabeyileri gibi görünmek-ledirier. Hac mevsimlerinde çıkan kolera salgınlarıyla Batı'nm ilgilenmesini yıinız halk sağlığı sorunu sanan Kasım izzeddin Bey, bu gibi iddiaların arkasındaki siyasi çıkar sağlamak için bahane arama faaliyetinin henüz farkında değildir. Faat yine de halk sağlığı politikasının amaca ulaşmasının, ekonomik çıkarları da hesaba kalmak ve sahneye çıkmasını sağlamakla olacağını önsözde söylemiştir.
Dr Kasım İzzeddin Bey iyi bir gözlemcidir ve gözlemlerini etkili bir la ifade eder “Kolera, yangına benzetilebilir. Yangın nasıl yanacak madd^^ olduğu ölçüde çok tahribat yaparsa, kolera da insanların sık ve yoğun y^S bölgelerde ve devrelerde en yüksek derecede tahribat yapar." 1893 epide^ İzzeddin Bey, şöyle anlatıyor:
Kolera çehre değiştirmişti. Artık kolera demek ölüm’ demekti Hastalarda runmüyordu. Her yerde cesetler bulunuyordu. Kolera yerine sadece ölüm J nıyordu Hacılar ibadetlerini şikayetsiz ve sessiz yapmaya devam etmektf ^ ler Bununla beraber, o günlerde hacılarda önemli bir psikolojiye dikkat ett^ Bu etkinin farkedilmesi kolay tariff edilmesi güçtür. Bir nevi uyurgezer halı^ bu etki. Sanki bu hacı topluluğunun beyinlerinin işlemesi durmuştu Mak^, gibi hareket ediyorlar, iradelerini terkederek kendilerini güdülmeyc bırakjy^ lardı. Sadece yola çıkma arzusu duymaktaydılar. Mekke Şerifi buna izin verin ce 13 Zilhicce günü 30.000 hacı kutsal şehirden ayrıldı.
Kasım izzeddin Bey’in kitabında 1895’te İstanbul’a gönderilen sağlık hız metleri organizasyon tasarısının Babıali tarafından kabul edilerek bir hekim ve eczacı kadrosu oluşturduğu da bildiriliyor. Fakat devrin Hicaz valis Ahmed Hatip Paşa. Kasım izzeddin Bey'i Hicaz'dan uzaklaştırmıştır.
Tarihi önemi boyutlarım aşan bu kitapçığın tanıtımına burada son verir ken. Dr. Kasım İzzeddin Bey'i rahmetle anıyorum.replika saat fiyatları sundu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder