15 Temmuz 2015 Çarşamba
bolu satılık daire ve mahşer bilgileri
bolu satılık daire ve mahşer bilgileri sizleere bugün bolu satılık daire yazılarını yazdı ve bolu satılık daire diyorki Her zincirin ucundan bir çelik kelepçe sarkıyordu.Larry 30 Eylül günü şafak vakti koridorun başındaki çelik kapı açıldığını duydu. Telaşlı ayak sesleri hücresine yaklaştı. Larry eller, başının altında birleştirmiş yatıyordu. Önceki gece hiç uyumamıştrBii;gece...(düşünmüştü? dua etmişti?)
Hepsi aynı kapıya çıkıyordu. Hangisi olursa olsun, içindeki eskiı?-artık kapanmış ve benliği huzur dolmuştu. Hayatı boyunca olduğu kişinin -gerçek o ve ideal o- nihayet birleşip tek bir yaşayan variıktıafc geldiğini hissediyordu. Annesi tamsa, bu Larry’yi severdi. RitaBlakeE» da öyle. Wayne Stukey bu Larry asla gerçekleri anlatmak zonındab mazdı. Bu Larry’yi çok uzak bir geçmişte kalan ağız temizliği ub bile severdi.
Eğer öleceksem bu, bir tanrı varsa -ki olduğuna artık inaıım O’nun arzusu olur. Öleceğiz ve tüm bunlar her nasılsa öliimimirJi! bulacak.
Glen Bateman’ın zaten ölmüş olduğunu düşünüyordu. Öncekigiı nanın diğer kanadından silah sesleri gelmişti. Pek çok silah sesi.Ralj değil Glen’in götürüldüğü taraftan gelmişti. Eh Glen yaşlıydı, mafsa' habi canına okuyordu ve Flagg’in bu sabah onlar için planladığı her0 belki bugünü görmemesi onun için daha iyi olmuştu.
Ayak sesleri hücresine ulaştı.
Larry başını kaldırıp baktı. Boynunda gümüş dolarlardan yapılma kolye olan zenci bir korsan, hücresinin önünde dikiliyordu. Bir elinde |,(,ca bir kılıç vardı. Muhasebeci kılıklı adam hemen arkasındaydı. İsmi gıırlson’dı.
“Ne var?” diye sordu Larry.
“Sevgili dostum,” dedi korsan. “Sonun geldi.”
“Pekâlâ,” dedi Larry ve ayağa kalktı.
Burlson hızlı hızlı konuştu. Larry, adamın korktuğunu görebiliyordu. •'Bunun benim fikrim olmadığını bilmeni istiyorum.”
“Gördüğüm kadarıyla hiçbiri öyle değil,” dedi Larry. “Dün öldürülen , kimdi?”
“Bateman,” dedi Burlson gözlerini indirerek. “Kaçmaya çalıştı.”
I “Demek kaçmaya çalıştı,” diye mırıldandı Larry. Sonra gülmeye baş-I ladı. Fare Adam alaycı bir tavırla gülerek ona katıldı. Birlikte güldüler.
I Hücre kapısı açıldı. Burlson elinde kelepçelerle içeri girdi. Larry hiç i direnmeden bileklerini uzattı. Burlson kelepçeleri taktı.
“Kaçmaya çalışmış,” dedi Larry. “Yakında bir gün sen de kaçmaya ! çalışırken vurulacaksın Burlson.” Gözleri korsana çevrildi. “Sen de öyle ' Farecik. Kaçmaya çalışırken vurulacaksın.” Tekrar gülmeye başladı ama I Fare Adam bu kez, ona katılmadı. Larry’ye asık suratla bakarak kılıcını ' kaldırdı.
“İndir onu göt herif,” dedi Burlson.
Üç kişi tek sıra halinde dışarı çıktı. Burlson önde Larry ortada Fare .Adam ise arkadaydı. Koridorun sonundaki kapıdan geçtikten sonra beş kişilik bir başka grupla karşılaştılar. Adamlardan biri Ralph'ti ve o da kelepçeliydi.
“Selam Larry,” dedi Ralph üzgünce. “Duydun mu? Söylediler mi?”
“Evet. Duydum.”
“Piç kuruları. Ama sonları gelmek üzere değil mi?”
“Evet. Öyle.”
Fare Adam, Ralph’i itti ve tökezlemesine neden oldu. “v. nü” diye bağırdı. “Fare Adam bu zırvalan daha fazla duymak i» Yeter!”
“Yüzün solmuş Farecik,” dedi Larry sırıtarak. “Hem de ç pamuğu andıran sensin.”
Fare Adam kılıcını tekrar çekti ama bu kez korkmuş görünü. Hepsi öyleydi. Havada, hızla yaklaşmakla olan inanılmaz bir şey o inanılmaz şeyin sanki gölgesine girmiş gibiydiler.
Yan tarafında LAS VEGAS ŞEHİR HAPİSHANESİ yazan zeytin bir minibüs, güneşli avluda duruyordu. Larry ve Ralph ite kakaminijj^ bindirildi. Kapılar çarpıldı, motor çalıştırıldı ve uzaklaştılar. Larry Ralph kelepçeli elleri dizlerinin arasında, tahta sıralara oturmuştu.
“Birinin Las Vegas’taki herkesin orada olacağını söylediğini dum,” dedi Ralph alçak sesle. “Sence bizi çarmıha mı gereceklerLarr, “Ya öyle ya da ona benzer bir şey yapacaklar.” İri adama baL Ralph’in ter lekeli şapkası buruşmuştu. Tüyü yer yer kelleşmiş ve vıpı^ mıştı ama hâlâ asi bir şekilde dikiliyordu. “Korkuyor musun Ralph’’ “Hem de nasıl,” diye fısıldadı Ralph. “Canım çok tatlıdır, aayft, dayanamam. Aşı olmak için doktora gitmeyi bile sevmezdim. Enete için her türlü bahaneye başvururdum. Ya sen?”
“Çok korkuyorum. Gel yanıma otur.”
Ralph kelepçeleri şıngırdayarak kalkıp onun yanına oturdu, Bitli dakika sessizce oturdular. “Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik.”dediSalfi bir süre sonra alçak sesle.
“Öyle.”
“Ke.şke bize ne yapacağını bilseydim. Görünen o ki bunubii# şova dönüştürecek. Böylece herkes patronun o olduğunu görecek, yolu bunun için mi geldik?”
“Bilmiyorum.”
Minibüs homurtuyla ilerlemeye devam etli. El ele tutuşarak sırada sessizce oturmaya devam ettiler. Larry korkuyordu amakoık'*'^ gerisinde büyük brrhüznr hissediyordu. Her şey yoluna girecekti
Mahşer
“Kötülükten korkum yok,” diye mırıldandı ama korkuyordu. Gözlemini kapatıp Lucy’yi düşündü. Annesini düşündü. Gelişigüzel düşünceler jlclını doldurdu. Okul günlerinde erkenden uyanmak. Kilisede istifra gdişi. Rudy ile dokuz yaşlarındayken olukta açık saçık bir dergi bulup her sayfasını incelemeleri. Los Angeles’taki ilk senesinde Yvonne Wetterlin saat fiyatları ile final maçını izlemeleri. Ölmek istemiyordu, ölmekten korkuyordu ama bu ihtimali olabildiğince kabullenmişti. Ne de olsa hiçbir zaman seçim şansı olmamıştı ve artık ölümün bir bekleme alanı, bir nevi kulis olduğuna inanmaya başlamıştı. Sahneye çıkmadan önce orada bekleniyordu.
Mümkün olduğunca rahatlamaya ve kendini sona hazırlamaya çalıştı.
Minibüs durdu ve kapılar hızla açıldı. Parlak gün ışığı içeri dolup gözlerini kamaştırdı. Fare Adam ve Burlson içeri atladı. İçeri gün ışığıyla birlikte bir ses de dolmuştu, alçak, gıcırtılı bir uğultu. Ralph bu sesi duyunca başını tedirgince çevirip baktı. Ama Larry sesin ne olduğunu biliyordu.
Tattered Remnants, 1986’da en büyük işini yapmıştı... Chavez Ravine’deki Van Halen konserinde açılış grubuydular. Ve sahneye çıkmalarından hemen önce duyulan ses, bu sesti. Bu yüzden minibüsten neyle karşılaşacağını bilerek indi ve yüz ifadesi değişmedi ama Ralph'in şaşkın yutkunuşunu duydu.
Çok büyük bir otelin ön bahçesindeydiler. Girişin iki yanında kocaman iki piramit vardı. Çimlerin üstüne iki kamyon çekilmişti. Her birinin kasasında çelik çubuklarla yapılmış birer kafes vardı.
Kamyonların etrafı insanlarla çevriliydi. Kumarhanenin otoparkında, lobiye açılan kapıya giden basamaklarda, konukların gelip arabalarını anahtarlarıyla görevliye bıraktığı girişteki yuvarlak yolda dikiliyorlardı. Otelin önündeki yola bile taşmışlardı. Bazı gençler kız arkadaşlarını gösteriyi daha iyi .seyredebilsinler diye omuzlarına almıştı. Alçak uğultu, kalabalığın sesiydi.
Larry onlara baktı ve göz göze geldiği herkes bakışlarını kaçırdı. Her tıiryüz solgun, mesafeli ve ölüm fermanlarının farkında gibi görünüyordu. Buna rağmen hâlâ oradaydılar.
Ralph ile kafeslere doğru itildiler ve Larry ilerlerken zincirlerle kan-^ulı arabaları fark etti. Anlamlarını ilk kavrayan Ralph oldu. Ne de olsa bölümünü aletler ve makineler arasında geçirmişti.bolu satılık daire sundu..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder