maca bitkisi

21 Temmuz 2015 Salı

replika saat ve insan varlığı33

 replika saat


replika saat ve insan varlığı33 sizlere en güzel yazıları yazan replika saat diyorki masından, James’in yaptığı gibi anının “içselliğinaen medet umtn Bu özellikler, ya anıyı kapsayan şimdiki bir atmosferin belirtilerit^çj ler — o takdirde şimdiki özellikler olarak kalırlar ve şimdiki ler; ya da bunlar geçmiş olarak geçmişle nicedir süren bir ilişkidir dirde de aprpken <;pvi ön var «savarlar Tammavı
açıklanması gereken şeyi önvarsayarlar. Tanımayı konumlandırma, yerleştirme çabasına ve konumlandırmayı da sal çerçevelerinin” varlığının kolaylaştırdığı bir zihinsel işlemler bütû gemekle bu sorundan kolayca kurtulunacağı sanıldı. Bu işlemler eh ^ ve psikolojik bir incelemenin nesnesi kılınmak zorundadırlar.
tılmış biri haline getirilmişse ve insanın bütün varlık kipleri, görünclûbçj| özleri gereği sürekli bir şimdiki zamana mahkum edilmişse, insanın olan kökensel münasebetini anlamanın bütün araçları da radikal bir den çıkarılmış olur. “Genetizm yanlıları” uzamsal olmayan öğelerle uzan^ turmayı nasıl başaramadılarsa, biz de yalnızca şimdiki zamandan ödünç ^ öğelerle “geçmiş” boyutunu oluşturmayı başaramayız.
Esasen popüler bilinç de geçmişin gerçek bir varoluşa sahip oldugan delmekte öylesine zorlanır ki, bu ilk tezle birlikle bir o kadar bulanıkb» kavrayışı, geçmişin bir tür onursal varoluşa sahip olduğu bir kavrayışıh Buna göre, bir olay için geçmiş olmak demek, sadece emekliye çıkanimı varlığını yitirmeksizin etkililiğini yitirmek demektir; Bergson’un felselı ri sürdürmüştür; geçmişe dönerek ele aldığımız bir olay varlıktan çıkı dir, sadece etkimesi sona ermiştir, “kendi yerinde”, kendi tarihinde kalır. Böylece geçmişe varlık kazandırmış oluruz ve bunu çok daiyiy tâ sürenin [duree] iç içe geçmeler olduğunu ve geçmişin durmaksızın manla düzenlendiğini bile öne süreriz. Ama bunu yapmakla bu düz bu iç içe geçişin hesabını vermiş olmadık; geçmişin “yeniden doğah ze musallat olabilmesini, kısacası bi^im için varolabilmesini açıkla son’un söylediği gibi, geçmiş bilinçaltıysa ve bilinçaltı da etkime geçmiş, şimdiki bilincimizin örgüsünün içine nasıl sızabilir? Ken kuvveti mi vardır? Ama o takdirde bu kuvvet şimdi vardır, çünkü üzerinde etkir. Bu kuvvet, geçmiş olarak geçmişten nasıl yayılır?
birbirine kcnelleyen, onları kendi tarihlerinde tutan ve kendilerim hiçleştır-piekten alıkoyan bir “kendi içinde tutma” İretension] oyunu olduğunu mu gös-ıcreceğiz? Ama eğer Husserl’deki cogilo önce anlık olarak verilmişse, ondan dışa-^ çıkmanın hiçbir olanağı da olmaz. Bir önceki bcilumde gördüğümüz gibi ilen jiıhmla [protension] şimdiki zamanın camına çarparlar, onu kıramazlar. Gen dönüp tutma için de aynt şey geçerlidir, Aşkınlık ve öteye geçme fikri bütün fel-jefe kariyeri boyunca Husserl’in peşini bırakmamıştır. Ama elindeki felsefe araçlın, özellikle de varoluşa ilişkin idealist kavrayış, onu bu aşkınlığı anlama imkânından yoksun bırakıyordu: Husserl’deki yönelimsellik kavramı aşkınlığın karikatüründen ibarettir. Husserl’deki haliyle bilinç, aslında kendini aşıp ne dünyaya, ne geleceğe ne de geçmişe yönelebilir.Böylece geçmişe varlık atfetmekle hiçbir şey elde etmiş olmadık çünkü geçmişe varlık atfedince, geçmiş bizim için “olmayan” gibi oldu. Eğer geçmiş ile kendi şimdiki zamanımız arasındaki köprüleri atarak işe başlamışsak, geçmiş ister Bergson ve Husserl’in öne sürdükleri gibi olsun, ister Descartes’ın öne sürdüğü gibi artık olmasın, önemi yoktur.
Gerçekten de eğer şimdiki zamana “dünyaya mevcut olmak” olarak bir aynca-lık atfedilirse, geçmiş sorununa yaklaşmak üzere dünya-içi varlığın perspektifine yerleşilmiş olur. Önce şu sandalyenin ya da şu masanın zamandaşlan olarak varolduğumuz düşünülür, zamansalın anlamı dünya aracılığıyla belirtilir. Oysa dünyanın ortasında yer alındığında, artık olmayan şeyi olmayan şeyden ayırt etmenin her türlü imkânı da yitirilir. Yine de şu söylenecektir: artık olmayan şey en azın dan olmuştur, oysa olmayan şeyin varlıkla hiçbir türden hiçbir ilişkişi yoktur. B doğnıdur. Ama dünya-içi anın varlık yasası, daha önce gördüğümüz üzere, şu b sit sözcüklerle ifade edilebilir: “Varlık vardır” — bu ifade tüm olumlulukların y gun tamlığını belirtir ve orada olmayan hiçbir şekilde tasavvur edilemez; ne bir le ne bir boşlukla ne bir anımsatmayla ve hattâ ne de bir “histerezis”le yapılal bu. Varolan varlık, kendini olmakla tüketir; olmayan şeyle ya da artık olmr şeyle hiçbir alışverişi yoktur, ister radikal bir biçiminde dile getirilmiş, ister “
... değil" biçiminde yumuşatılmış olsun, hiçbir olumsuzlama bu mutlak yt lukta kendine yer bulamaz. Bu noktadan sonra geçmiş kendine göre diled varolabilir: köprüler atılmıştır. Varlık geçmişini “unutmuş” bile değildir: un bile bir bağlantı tarzı olurdu. Geçmiş, bir rüya gibi varlıktan kayıp gitmişt Hem Descartes’ın hem de Bergson’un kavrayışlarının aynı biçimde dış
lığı o "ben olmaklık” [moiite] anıyı parçalayacak öznel bir nüans inişi şimdiki zamana bağlayan ontolojik bir münasebettir. Geçmişim, man kendi “geçmişliğinin” yalıtılmışlığı içinde ortaya çıkmaz, hattâ onun^ kilde varolabileceğini düşünmek bile saçma olur; geçmişim kökensel oları^: i^imdinin geçmişidir. Bürada öncelikle aydınlatılması gereken şey de budu;
ratıl, 1920 yılında politeknik yüksek okulunda öğrenci idi diyeyaa; Kim "it//”? Elbette, Paul: ama hangi Paul? 1920’deki genç adammı^Gt! polılcknik yüksek okulu öğrencisi niteliği aıledildıği ölçüde 1920 yılında, liyle düşünülen Paul’e uyan “olmak” liilinin tek çekim zamanı şimdiki piclir l^oliteknik yüksek okulu öğrencisi olduğu sûrece, onun hakkni .. dır" demek gerekir. Eskiden politeknik yüksek okulu öğrencisi olan, hulınc gelmiş bir Paul ise eğer, şimdiki zamanla her türlü münasebet lan olur; o niteliği taşımış olan adam, yanı özne, yüklemiyle birlikte orada, kalmıştır. Bir anımsamanın mümkün olarak kalmasını istiyorsak,bııvat«| şimdiki zamandan gelip geçmişle teması muhafaza eden bir tanımaya tezi kabul etmek gerekir. Bu sentez de eğer kökenscl bir varlık kipi değik lanması imkânsız bir sentezdir. Böylesi bir sentezin yokluğunda, geçraişio teşem yalnızlığına terk etmemiz gerekecektir. Kaldı ki kişiliğin böyle te nuşıı ne anlama gelir? Proust, Ben’lerin [Moi] ardışık çokluğunu kabuled bu kavrayış eğer olduğu gibi benimsenecek olursa, bizi bir zamanlat çaj lann karşılaşmış oldukları çözümsüz güçlüklerin içine düşürecektir. Bell ?ışiklik sırasında bir süreklilik olduğu varsayımı önerilecektir: bir-amadenen de, bugün “o polileknik yüksek okulunun eski ög-ı,.ıı,ıl' ii' iı de aynı Paul’dür. Ama bu biçiminde sürekliliğe başvurmak su-ıle i'.ııı İçinden çıkamayız: eğer hiçbir şey “şımdi'’lerın akışını tersine çevi-K .•.ıiiMiı dı/ısiın oluşuırmuyorsa, süreklilik de her bir “şımdi”nın yogunluk-,ıı, \r İçeriğinden başka bir şey olmaz. Bir sürekliliğin olabilmesi için bir ^.j.^ııiış nlnıalulıı, sonra da bu geçmiş olmuş bir şey ya da bin olmalıdır; sürekh-lıpııı /amanı olnşiuıahilmesi şöyle dursun, süreklilik zamanda açığa çıkmak ve Idiiılnıyle İmlikle değişikliği açığa çıkarmak için zamanı varsayar. $u halde dalı,ı yiıkanıla belirsiz bir biçimde öngördüğümüz şeye geri dönüyoruz: varlığın gıçıııış hgınıi alımdaki varoluş etkinliğini sürdürmesi kökensel olarak edimsel Miıiıiıkı /anıanınıdan belirmiyorsa, dünkü geçmişim bugünkü şimdiki zamanlının İm lur geriye yönelik aşkınlığı gibi değilse, geçmişi şimdiki zamana bağlama uımuluıuı lumıien yitiririz. Şu halde Paul hakkında “O polileknik yüksek okulu lYu'iuiM Kİi" derken, şimdi varolan ve hakkında “O kırk yaşındadır” dediğim bu P.ıııl MÜ konusudur. “Polileknik yüksek okulu öğrencisi idi" derken kastım, genç Faul değildir. Genç Paul hakkında, öyle kaldığı sûrece şöyle demek gerekir; “O un ve polileknik yüksek okulu öğrencisidir". Ama kırkındaki kişi, polileknik lüksek okulu öğrencisi idi. Aslında otuzundaki kışı de aynı şekilde polileknik yiıksek okulu öğrencisi idi. Ama bu otuz yaşındaki adam, bir zamanlar oıuz yaşındaki o adam olan kırkındaki adam olmaksızın ne olurdu? Ve kırkında olan adam da şimdiki zamanının en uç noktasında polileknik yüksek okulu öğrenci-ii itir' Son olarak da kırkındaki kişi, hem omzundaki kişiyi hem de genç adam olma misyonunu idi kipinde taşıyan, “Erlt’buis”in* bizatihi varlığıdır. Bu "Erlebnis hakkında, bugün, o vardır denir; kırkındaki kişi ve genç adam için de, zamanıı da, onlar vurdır denmiştir; ama bugün, onlar geçmişin parçastdırlar ve bu ge mışdcşu anda “Bu geçmiş Paul’ün ya da bu ‘Eı lchuis’iu geçmişidir"deki anlam lavüidır, Boylece -di’li geçmişin tek tek bulun zamanlan, t'arkb varlık kipleı de olmakla beraber hepsi de gerçeklen varolan ama hem olan hem de öteki ol elim varlıkları helmir; geçmişin temel özelliği, bir şeyin ya da birisinin geçmiş makıır, bir geçmişe sahibizdir. Kendi geçmişine sahip olan, şu aleiür, şu lop dur, şu adamdır. Sonradan somut geçmişler halinde tikelleşecek tümel bit..replika saat sundu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder