maca bitkisi

27 Ağustos 2015 Perşembe

replika saat ve sosyoloji bilgisi823


replika saat ve sosyoloji bilgisi823 gelen hâzinelerinde bulunan kömüre, petrole, topraklann ürün verme yetisi-nihayet “uranyuma” el uzatmışsa, insani bir yaşam sistemi de tıpkı onlar gibi in-^n manevi ve ruhi hâzinelerinde bulunan değerlere el atmak zorundadır. Birincilerin ıpianın jeolojik yapısına yönelmelerine karşılık, İkinciler de dünyanın tarihsel yapısı-lUbaşıaırmalan gerekir. “Yaşamakta olduğumuz çağın şimdi yüklediği ödevi kendine j(iıe başarmak için insani öz olarak neyi ortaya koyacağı, her kavimden, her kültürden, iiUüel olarak sormalıdır. Bu anlamda tarih aleminin plüralizmi denilen şey, bugün bü-lijn insanlığın karşı karşıya bulunduğu durumun içinde yaşamaktadır” (Freyer, 1957:9). 5uanlayış içerisinde tarih ve sosyoloji, insanın ve ulusların
hâzinelerinin bilinmesinde ıt buna dayalı olarak kurulması düşünülen yeni yaşam biçiminin oluşturulmasında inana j^l gösterici işlevler sergileyebilirler. Çünkü endüstri ve küreselleşmenin doğurdu-ju tehlikeleri her ulus kendi tarihsel, toplumsal ve kültürel güçlerini kullanarak atlata-biliıler. Bu konuda bilim olarak sosyolojiye büyük görevlerin düşeceği -Freyer’e göre bi-tosel niteliğine halel getirilmeden- ortadadır. Fakat burada asıl görev uluslara düşmekledir,‘Her ulus kendi özel tarihsel, kültürel ve coğrafi durumuna göre bunu yerine ge-lirebilir. Ama dediğimiz gibi, bu görev, bütün ulusları ilgilendirdiği gibi, tarihimizin ge-taği de bu görevin yerine getirilmesine bağlıdır” (Freyer,
Hans Freyer, çağdaş toplum ve devlet anlayışında, 1920 ve 1930’lu yıllarda savunduğu görüşlerinden bazılarını daha sonraki süreçte terk etmiştir. Öyle ki, Freyer, andı-ğnıız dönemde, sadece, şiddetli bir şekilde savunduğu halk, devlet ve lider üçlüsünün birlikteliği fikrine sonraki yazılannda yer vermemekle kalmamış, aynı zamanda toplum İt devlet anlayışıyla ilgili diğer fikirlerini de daha ılımlı bir üslup kullanarak ve bir an-bında da bunları çağdaş demokratik anlayışlarla uyumlu hale getirerek sunmaya çalışmıştır. Onun eski yazılarında yer alan ulus, ırk birliği olan ve aynı dili konuşan bir halk iûiikteiiğidir ve bu bağlamda çeşitli ülkelerdeki Almanca konuşan ve Alman soyundan gelen insanların bir liderin yönetimi altında ve Alman devleti aracılığıyla birleştirilmele-; ligerekif-yani Pancermenizm-görüşü, onun tarafından artık savunulmamaktadır. Fakat i odönemi eleştiren yazılarına ve eski görüşlerinden feragat ettiğini gösteren tavırlarına ' da tesadüf edilmemektedir.
list toplum anlayışını dayandırdığı ve merkezi kavramlar olarak ifade ettiği top|^| dlschhaftsklasse), sınıflı toplum (Klassengesellchaft) ve sınıf mücadele,si (k kampf) gibi sözcükler çok önemli anlamlar
ğerli bir düşünürdür. Fakat onun düşüncesinin iç yapısı tasvirci ve deneyci değil trüktif’tir. Zaten onun istediği de, XIX. yüzyılın ortalarında toplumsal durumun nası),^ duğunu ampirik olarak tasvir etmek olmamıştır. “Marks, Hegel’e çok fazla bağlı i ğundan, tahlilleri hiçbir zaman sırf tasviri, kavramlarını da sırf ampirik olarak kastet,,., olamaz. Tahlillerle kavramlar ona, daha ziyade, işin prensibini vermek veşusoniju- ‘ nıtlamakla ödevlidir; ‘Sınıf aslında nedir?’ Kapitalist toplum düzeni, ‘asıl’ yapı fonjı. gereğince nasıl kurulmuştur? Bu düzen, ne gibi ‘asli’ gelişme temayüllerini içinde.«l^j maktadır,” (Freyer, 1956:41).
Freyer, Marks’ın bu değerlendirmesini bir “konstrüksiyon” olarak görmekle biıiî. te, bunun sosyal bilimler düşünce geleneğine uygun olduğunu söylemektedir. Ora ş, re bu çeşit tipleştirmeler, tarihsel hareketlerdeki gerçek özü yakalamak için gereklıdt
Yukarıda belirtmeye çalıştığımız gibi Hans Freyer, Marks’ın ekonomik, siyasal vt toplumsal görüşlerini ele alarak eleştirirken, aynı zamanda bu eleşüriler aracılığıyla çeşitli konularla ilgili kendi bilimsel anlayışını onaya çıkarmaya çalışmaktadır. Freyer, I Marks’ın sosyoloji kuramını ve uygulamalarla ilgili görüşlerini önce üç, dahasordi bunlara iki ana konuyu da eklemek suretiyle toplam beş açıdan eleştirmektedir. Ona re K. Marks’ın sosyolojisi, dolayısıyla toplum anlayışı beş açıdan doğru değildir.
a)Neredeyse 1890’dan bu yana, bütün gelişmiş endüstri ülkelerinde bir takım try lumsal, politik ve ekonomik anlamda bireyi, kamuyu ve özel girişimciliği kapsayanyısr 1ar çıkartılmıştır. Bu yasalar aracılığıyla, özellikle işçi sınıfı sigorta yoluyla; ihtiyaıiık ıt hastabğa, kaza ve kötürümlüğe, işsizliğe, yani ekonomik krizlerin yaptığı tahribata kış koruma altına alınmıştır. Tüm bu yasal uygulamalar, kapitalist sistemin egemen otoyı başladığı ilk yıllarda yoktu. Söz konusu bu eksiklik Marks’ın ve Engels in, işçinin gittiçt proleterleşmesi hakkındaki tasavvurlarını önemli ölçüde etkilemiştir. Halbuki daha son çıkanlan toplumsal, politik ve ekonomik ya.salarla, özellikle de iş hukukununyiiriiıif girmesiyle, çalışan kesimlerin proleterleşmesi önlenmiştir. Yerinde bir ifadeyle, “sınıfad diyetinin kurumlaşması” bu yasaların uygulamaya geçirilmesiyle tamamlanamamıştır
Gerçekte XIX. yüzyılın hemen hemen 90 yılı, bütün endüstri toplumlarmda ışçilf-rin birleşme hakkı, savaşmak suretiyle kazanılmıştır. Sermaye kesimi ile işçi sendikal®-nm karşı karşıya gelmesi, çeşitli çatışmaların yaşanmasına neden olmuş ve bu çatışıtıalî devletin müdahalesiyle her iki kesim, hukuksal birer kurum olarak, kamu konttoto i aluımışlardır (Freyer, 1956:42-43). Böylece Marks ve Engels’in
.;0İerde, orta tabakanın proleterleşerek neredeyse tamamen ortadan kalkacağını ve lınııın iki sınıftan oluşacağını öne sürmüştü. Fakat günümüzdeki toplumsal ve eko-
,il; gelişmeler Marks’ın bu kuramını çürütmüştür. Çünkü devlet çeşitli önlemler ala-^oıinhem .sayıca çoğalmasına ve hem de ekonomik bakımdan güçlenme-^^-i-arelımcı olmuştur (Freyer, 1956:d4). Şunu da ilave etmek gerekir ki, demokratik re-ııjer, ona tabakanın CMittelklasse) güçlenmesi ile toplumsal bütünlük ve siyasal i,stik-jjtari‘iında çok sıkı bir ilişkinin bulunduğunu gömrüş ve orta tabaka toplumu yaratma-ç, 1990İ1 yıllara kadar sürdürmüşlerdir.
Genel olarak ifade etmek gerekirse; XX. yüzyılda gerek sermeyenin ve gerekse (ffieğin aynşması -sermayenin ayrışmasını ifade edebilecek en iyi örnek, birçok hisse-ıjjnlan hiçbirinin tek başına kontrol edemediği büyük şirketlerin ortaya çıkışı, emeğin [laıçalanmasını gösteren en somut gelişme ise proleteryanın homojen bir sınıf olmaktan ;ikank kendi içinde katmanlaşmaya uğramasıdır CPolama, 1993:117)- Orta sınıfın genişlemesine neden olmuş ve bu gelişmeler Marks’ın kuramını geçersiz kılmıştır. Başka bir iiade ile kendi kuramını XIX. yüzyılın koşullarına bakarak oluşnıran Marks, XX. yüzyılda koşullann değişebileceğini öngörememiştir.
, d Freyer’e göre endüstri çağının ilk yıllarındaki makineleşme sürecini yalnızca Marksist sosyalist propagandanın kullandığı bir araç ve argüman olarak görmemek ge-lekır. .Makinenin yaratüğı gerçek, “yeknesak bir proleterya kitlesi ile işçi sınıfının, ücret riıksekliği, iş şekli ve hayat tarzı bakımından daha da yeknesaklaşacağı tasavvuru hü-’ kûm sürmekte idi. Makine her yerde insan emeğinin kalitesini düşürdüğünden işçi üc-tetlerinin de birbirine yaklaşacağı ve yaşama asgarisine yöneleceği düşünülüyordu” (Freyer, 1956:46). Fakat 1900’den itibaren Marks’ın ön göremediği çok büyük değişmeler yaşandığını öne süren Freyer, bu değişimleri örnekler vermek suretiyle ayrıntısına va-mcaya dek anlatmaktadır. Ona göre makineleşme olgusu işçi kesimin gerek statü ve ge-; rekse üaet bakımından katmanlara ayırmış bulunuyor. En kaba ve en keskin bölünmelerden biri, işçi ve uzman işçi kesiminde görülmüş ve uzman işçilerin geliri yükselmeye ^ başlanuşur. Bu bölünme ve gelir skalası sınıf yapısını zayıflatmış ve onlan birkaç parça-i yıbölmüştür. Freyer’e göre “modem toplum düzeni, sınıflı olmak karakterinden ziyade ubakalı (standlı) bir karakter taşımaktadır" (Freyer, 1956:49).
’ d) Marks’ın so.syal tarih konusundaki görüşlerini üç noktadan eleştimıeye çalışan HansFreyer, XIX. ve XX. yüzyıllardaki bazı gelişmeler dikkate alındığında başka geliş-; melerden de söz etmek gerekir demektedir. Ona göre bu gelişmeler, Marks’ın tarih fel-y selesinde öne sürdüğü görüşlerden çok farklı yönlerde ortaya çıkmışlardır. Bunlardan bi-i nndsi ve en önemlisi devlet sektörünün, özel sektörün
lüğü ve mutluluğu için, ağır sanayiyi bizzat kurmalı, diğer iktisadi ve sınai ” planlayarak "sevk ve idare” etmelidir.
Bu düşünce sistemine dayalı ekonomi anlayışı. Batı ülkelerinde olduğu 01,.
ülkemizde de 1980’lere kadar sürekli olmamakla birlikte, çoğunlukla uyguij ^
bulmuştur. Fakat Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra ve özellikle ABD'nitı j ğinde dünyanın liberal kapitali.st anlayışla tek boyutlu hale getirilmesiyle çoj( ^
kinlik kazanan küresel siyaset ve ekonomi anlayışı, devlet erkini ekonomik tecrit etmekle kalmamış, onu, çok sayıdaki işlevlerinden -örneğin içvedışsjyj^ vunma vs.- soyutlamak için çok yönlü operasyonlar başlatmıştır.replika saat Bu bağlamda letler, eğer Hans Freyer’in önerdiği önlemleri eksiksiz bir biçimde almazlaty ^ Marks’ın yeniden doğuşu, kaçınılmaz bir gerçek olarak insanlığm gündemine ge|f[,j. Bu anlayış içerisinde dünya, küresel ekonomi, küresel siyaset, militarist tekelleşn)f,j onların çeşitli ülkelerdeki yandaşları ile emek ve entelektüel gücünden başka senııa..j si olmayan kesimlerin karşı karşıya geldiği garip bir gezegen haluıe gelebilir, e) Freyer, Marks sosyolojisinin ve tarih felsefesinin, yüzyıldır belli noktalarda 9;^ ya çıkan sosyal olaylar tarafından doğrulanmadığını öne sürmekle birlikte, Marbmisi, kını teslim ederek onun düşüncelerinin çok önemli ve çok etkili toplumsal işledaıis. lendiğini de kabul eder. Freyer’e göre XIX. yüzyıl sosyalist kuramlarm, özellikle dek kuramların içinde en önemli ve en etkililerinden biri olan Marksist toplum öğredsua; devlet erkinde uyur halde bulunan “sosyal vicdanın” uyandınimasına yardımcı oldıif. bir gerçektir. Ayrıca bunun vasıtasıyla endüstri ülkelerinde çalışan nüfusun-emekçifesimin- yaşam standardının yükseltilmesine ve çalışma koşullannın iyileştirilme» önemli ölçüde katkı sağladığını vurgulamak gerekir.
Söz konusu bu “sosyal vicdan”ın önemli bir sosyal sorun haline getirilmesiıi Markrsist kökenli “sosyal eleştirilerin” ve bunun yanında sosyal içerikli diğer eleşıiıin; sendikal olayların etkisinin olduğu gözlenmektedir. Tüm bu çalışmalar toplum pş» da çok boyutlu ve kapsamlı “sosyal, siyasal ve ekonomik reformlarm” yapılraasım*-den olmuştur. Örneğin İngiltere’de, ilk kez, filentroplar (insan dostlan) ve dinselçpk-1er tarafından kapitalist sistemin toplumsal tehlikelerine dikkatlerin çekildiği bilinmefe
Haas Freyer’e göre, K. Marks’ın tarih felsefesi ve sosyolojik bağlamdaki görüşleri da siyasal içerikli ve amaçlı toplumsal pratiklerle ilgili görüşleri de önemli ölçüde
flamış bulunuyor. Örneğin Sovyet Rusya ve peykleri dışındaki ülkelerde Marksist
siyasal partiler, birer düzen partisi haline gelmişlerdir. İngiltere’de İşçi Partisi, AJ-Sosyal Demokrat Parti, özellikle "İskandinav devletlerindeki ve Anglosakson ülkelerindeki Sosyal Demokrat Partiler için de durum aynıdır (Freyer, 1956:51). Bu siya-jjlpartiler, devrimci amaçlanndan uzaklaşarak birer “nizam partisi” haline gelmişlerdir, udi geçen partilerden pek çoğu, ülkelerinde siyasal iktidar olmuşlardır ve diğer sağ partilerden çok farklı uygulamalarda bulunmamışlardır. Bu siyasal partiler, Marks'ın Avrupa için düşündüğü geleceği yaratacak nitelikte bir eylemi ortaya koyamamışlar; bu bağlamda Marks’ın umudu olan sosyalist ideallerde birleşememişlerdir (Freyer, 1956:51).
Hans Freyer’in görüşlerine ilave olarak şu hususu vurgulamalıyız. Marks’ın Batı Av-mpa ve diğer endüstrileşmiş ülkeler için çizdiği kaderin, bu ülkelerde hiçbir 2taman gerçekleşmediği ortadadır. Fakat Marksist ekonomi politiğin bu ülkelerde toplumsal yaşamı dolaylı da oLsa etkilediği bir gerçektir. Bu bağlamda en azından devlet işletmeciliği; devletin çalışan kesimi yasalarla korumaya yönelmesi; genel ve işsizlik sigortası gibi sos-)îldevlet uygulamalannın yaşam alanma sokulması; Marksist söylemin, dolayısıyla Sov-yeıler Birliğinin yaptığı zorlayıcı bir katkı olarak da algılanabilir. Kısaca söylemek gere-kiıse, Marksist söylem ve uygulamalarm yaptığı katkı. Batı kapitalizminin sosyalleşerek aanileşmesine yardımcı olmuştur biçiminde diyebiliriz. Fakat bugün yeni kapitalizm okıak değerlendirilen liberal kapitalist ekonomi ve politik sistem, çeşitli ülkelerdeki uy-gulamalanyla arük sosyalite ve hümanite ilkelerine riayet etme gereği duymamaktadır. Çünkü ulusal yapılar dışında onunla başa baş mücadele edebilecek evrensel bir ekonomi politiği bulunmamaktadır. Freyer’in de haklı olarak işaret ettiği gibi tüm uluslar, kendi tarihsel kimlik, kişilik ve birikimleriyle küresel ekonomi, kültür, siyaset ve tarih karlısında dik durmak ve onlarla mücadele etmek zorundadırlar.
Endüstri Çağı Toplumu ve Bu Toplumun Sorunlar»
Endüstri Hareketinin AnUıntt ve Alanı
Freyer'e göre endüstri çağı, sınırlandırılmış, kendi kendine yeten bir yaşam çevrelen sistemi yerine, büyük bir balık ağı gibi bütün insanları, bütün çalışma yöntemlerini legereksinimlerini içine alan bir bağlantılar sistemini gündeme getirmiştir. Bir sosyolog için böylesine bir gelişme, eski toplum.sal yapının bütünüyle değişmesini ifade eder. Tam anlamıyla bu dumm, evrensel bir gelişme olduğu için, tüm uluslar, er ya da geç, bu değişim sürecini yaşamak zorunda kalacaklardır (Freyer, 1954:6).
Endüstri hareketinin insanlık için kaçınılması tJİanaksız bir sonuç olduğunu öne süren Hans Freyer, bu konuda insanların farklı beklentiler içinde olduklannı belirtir. Ona göre endüstri süreci ve ona bağlı
li bir saptamadır. Sözü edilen kanı endüstrileşme konusunda olumlu ya da olumsuaç. tavır biçimi geliştirsin ya da geliştirmesin herkesin kabul ettiği bir gerçek durumumiı. dır. Bu gerçek, endüstri hareketinin in.san yaşamının tüm alanlarma nüfuz etmesi ve lan kendi yasalarına uygun bir biçüne sokmasıdır. Örneğin kentleşme, göç, sınıfların değişimi ve devletin görevlerindeki farklılaşmalar bir çeşit sürekli ı recinin sonuçlan olarak ortaya çıkmışlardır.replika saat Endüstrileşme süreci ve ona 1 reketler, gerçekte ilerleme “modusu” içinde ortaya çıkarlar, yani bir kez ateşleme ol®. ' ca durmaksızın yapılan bir çeşit zincirleme reaksiyon oluşur ve bunlar ateşlendikleri ys lerde kalmadıklan gibi daha geniş bölgelere yayılarak yaşamın özüne nüfuz ededen? onu değiştirirler.
Endüstri sürecinin anlamını bu şekilde ortaya koyan Hans Freyer, bu sürecin hajş alanlarda ortaya çıktığı ve nasıl geliştiği sorusunu da yanıtlamaya çalışır. İngiliz endûarr leşme hareketini örnek olarak ele alan Freyer, tarihsel gelişimi de dikkate alarak halinde” bir gelişme olarak nitelediği bu hareketi altı başlık altmda şu şekilde inceler
a)1765-1780 yılları arasında el işçiliğine dayalı endüstriyi devre dışı bırakan mi nenin icadı, özellikle buhar makinesinin bulunması ve buhann pamukla evlenmesi
b)Endüstri sürecinin en etkili ikinci aşaması demir-çelik sanayinin doğuştıdıt 1800’den itibaren çok sayıda yapılan buluşun ve icadın doğasında demir-çelik ûtetiı-nin bulunduğunu söyleyebiliriz.
c)Endüstri çağının üçüncü aşamasını, ulaştırma konusundaki teknolojikgelişmcln oluşturmaktadır. Lokomotif ve buharlı geminin kullanılması, dünyanın her yanında ham maddenin sanayi merkezlerine, sanayi ürünlerinin ise tüketim alanlanna taşınma na neden olmuş ve sanayi ülkeleri aşırı bir biçimde zenginleşmeye başlamışlardır.
d)XIX. yüzyılın ortalanna doğnı, dördüncü .sanayi dalgası yükselmeye başlaım,® 1850’li yıllarda kimya biliminde büyük gelişmelerin kaydedilmesi, yeni kimyasal maddek' rin keşfedilmesi ve çeşitli
ı^abıısis'cufiin yayılıp genişlemesine katkı yapan yeni ufuklann da açılmasına ne-olmuştur. Freyer'e göre bu durum, tarih değil, gün ve gelecektir (Freyer, 1954:17).
fre}^r'in konuyla ilgili görüşlerine şu hususu da katmamız gerekir: Hans Freyer’in ^^dığı dönemde çok az bilinen ve henüz önemli ölçüde yaygınlık göstermeyen bilgi-teknolojisi, çağımızın çok önemli ve etkili buluşlarından biridir. Bu teknoloji hari-gücüyle birlikte düşünüldüğünde, birey ve toplum yaşamının yönlendirilme-,.jı,(le şimdiye kadar ki somut uygarlık ürünlerinin tümüne denk bir işlev üstlendiği gö-
Endüstri Sürecinin Toplumsal Etkileri
Endüstrileşme hareketini hem iasanlığın alın yazısı ve hem de insanlık tarafından ulepolunan zorunlu bir sonuç olarak değerlendiren Hans Freyer, insanlığın sosyal ta-lüıinde şimdiye kadar bu hareketin yarattığı değişmeye denk bir sürecin yaşanmadığını onesürmektedir. Ona göre yedi alanda birer dalga halinde görülen endüstri hareketi, biıük sosyal tabakaların yer değiştirmesi olaylanndan, örneğin eski küçük sanatçı-çift-şj zümresini modern endüstri sistemine dönüştüren teknik ilerlemelerin doğurduğu puplaıa kadar çok sayıda sosyal düzeyli değişmeler ortaya çıkmıştır ki, bunlann çoğu endüstrileşme ve teknolojk gelişmelerle birlikte yürümektedir. Hans Freyer tarafından endüstri dalgası olarak adlandırılan ve kompozisyon biçiminde verilen bu ana eğilimle-amaddeler haline getirerek şu şekilde sunabiliriz:
a)Bütün Avrupa ülkelerinde XIX. yüzyıldan itibaren çok hızlı bir nüfus artışı olmuştur. Freyer’e göre nüfus artışı ve onunla bağlantısı olmak üzere kırsal kesimlerden endüstri bölgelerine yapılan göçler arasında neden.sel (kausal) ilişkiler bulunmaktadır. Endüstri hareketi nüfus patlaması ve hızlı bir göç eğilimi yaratmıştır.
b)Hans Freyer'e göre endüstri sistemi yeni kurumlar yaratmıştır. Bunların en önemlisi loplum içerisinde etkin, yani sözü geçen kurumlar, kentleşme ve koloni oluş-lııraıa hareketleridir. Bu oluşumları doğal vemeşru hale getiren endüstri sürecidir.
c)Burada üzerinde durulması gerekli önemli olaylardan biri de şudur: Endüstri sistemi sürekli olarak bir insan .selini kırsal kesimlerden endüstri bölgelerine .sürüklerken, hıolay yalnızca bir yer (mekân) değiştirme olarak kalmamıştır. Bu göç olayı, aynı zamanda ayrı ayrı her bir pozisyonda bir meslek değişikliğini, so.syal konum farklılaşmalarını, hatta göçler sırasında birlikte taşınan imsanın bütün
d) Endüstrileşme hareketinin doğurduğu iç ve dış göçler, gerek g()<, ve gerekse göç çekim merkezlerinde çok çeşitli pozisyonların doğma.sıt^'"'^
muştur. Bu bağlamda yer değiştirmeler va.sıtasıyla insanlar yurtlarından mamışlar, aynı zamanda, sosyal konumlarından, mesleklerinden, kendi top| kültürel zümrelerinden de koparak çok yeni toplumsal ve kültürel pozisyo^ı^""*'' yerleşmişlerdir. İç göçlerde yeni yeni büyük toplumsal tabakalar ve ekonotnü^
1ar doğarken, dış göçler aracılığıyla da daha büyük değişmeler yaşanmıştır.
e) Endüstri dalgası, çok etkili ve yeni bir sınıf olan işçi sınıfını düsrri öncesinde, özellikle 1750 yılından bu yana, Avrupa ülkelerinde tarım ^ başlayan ve doğrudan doğruya XIX. yüzyıl iç göçlerini de etkileyen hareketler
çıkmıştır. Burada bir yandan liberal düşünceler, öte yandan da devletin köylü k
kurtarmaya yönelik çalışmaları sonuç itibariyle tarım kölelerini ve .serfleri serbest lt
bunun yanında tarımın rasyonelleşmesi de bu kesim insanlarının göçe hazır bir di
gelmelerine neden olmuştur.
f)Hans Freyer’e göre endüstri hareketinin çok önemli toplumsal etkilerinden de, küçük el sanatlarının yok olması neticesinde, bu alanda çalışanların proleicrlejmy, zorunda kalmalarıdır.
g)Endüstri çağına geçilirken, bir ara dönemin yaşandığı, yeni ile gelenekçi topimı sal yapılann bir müddet yan yana varlıklarını sürdürdükleri görülmüştür. Fakat 18801er. den itibaren kent ve kırsal kesimi oluşturan çeşitli toplumsal gruplarda belirgin değiş meler ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda toplumsal tabakalar yer değiştirmiş, devlet, yasalu çıkararak bu tabakaların hak ve sorumluluklarını tanımlamaya başlamıştır. Buaradaji. sal çerçevede sivil toplum örgütleri ortaya çıkmış ve bu çok hızlı değişmeler çok yötıli toplumsal sorunları da beraberinde getirmeye başlamıştır (Freyer, 1954:22-25).
h) Kırsal kesimlerden endüstri bölgelerine göç eden, ya da kendi geçim araçlın kj). bolduğu için makine işçisi olan insanlar, bütünüyle yeni bir toplumsal yapı içerisine ği mek zorunda kalmışlardır. Endüstride çalışan işçi sınıfının -Marks’m 1848’de söy bi- “Proletaritât”nın doğması, bu yapı değişiminin en etkili ve aynı zamanda ı bir kuruluşunu ortaya çıkarmıştır.replika saat İnsanlığın sosyal tarihinde, hiçbir büyük sınıf bu kads kısa bir zaman içerisinde ve bu biçimde oluşarak toplumsal yaşama nüfuz edememijiı “Cariyle’nin sosyal politikayla ilgili yazılannda dile getirdiği gibi çağımızda onaya çıkan dev iş, kendi arkasmda dev gibi sosyal sonıyu da birlikte süriikler" görüşü gerçeği yaratmaktadır (Freyer, 1954:24-25). Freyer’e göre, bireyler için gönüllü, ancak insanlık içiııjt nel ve zorunlu bir katılımla ortaya çıkan endüstrileşme hareketi, kendisiyle birlikteçd ağır siyasal, kültürel, ekonomik ve toplumsal sorunları da insanlığın gündemine taşımşı
Endüstri Toplumunun Sorunları
Günümüzden iki yüz yıl kadar önce bir kent topluluğunda okur-yazar olan bir insan, kentin toplumsal sisteminin bütün tablosunu görebilir ve bu tablonun ı olarak içine nüfuz edebilirdi. Öyle ki, o, bu kent topluluğunda yetkilerin ı dığı, ne çeşit memuriyetlerin bulunduğu ve bütünün nasıl işlediği sorulduğundi cevabını kolayca söyleyebilirdi. Oysa bugün hiç kimse, içinde yaşadığı toplumsalbûtb nü tamamıyla kavramış olduğunu iddia edemez ve ancak parça parça bu bütünü çöz» leyebilir. Hans Freyer, burada alçak gönüllülüğü bir kenara bırakarak, parçalan irdek mek suretiyle bütünü oluşturmayı ve bunu anlamayı denemek istiyor.
replika saat sundu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder