saat fiyatları ile allah bizimle bugünde aksam ıoldu ve ben halne yazıyorum sizlee en güzel yazıları yazan saat fiyatları dediki Gazeteciler sordukları somlara istedikleri cevabı alamasa-iarda her fırsatta ona soru sormaktan vazgeçmediler. Bir seferinde, ona yakınlığı ile bilinen gazeteci kesin cevabı alacağı ümidi ile aynı somyu sordu.
“Herkes size müstakbel cumhurbaşkanı nazarı ile ^ yor.”
“Durun bakalım, daha merhumun cesedi soğumadı," “Memleket meseleleri cesedin soğumasını beklemez," “Her şey zamanında konuşulmalı.”
“Siz aday olacak mısınız?”
“Şimdi adaylığı konuşmanın zamanı değil.” “Zamanı geldiğinde aday olacak mısınız?”
“O zamanı gelsin, düşünürüz.”
“Bazı çevreler ‘Tarafsız bir aday aranıyor’ diyorlar,” “Tarafsızlık kâfi değil. Devleti bilen biri lâzım.” “Devleti bilen biri tabiri ile kimi kastediyorsunuz?” “Devleti bilen birini.”
Demirel’in “Devleti bilen biri lazım.” sözünden kendisin ima ettiği manasını çıkaran bazı gazeteciler, cumhurbaşbtı-lığına aday olacağı yorumlan yaptılar. O bu yorumlara ita etmeyince aday olma ihtimali kuvvetlendi.
Bu ihtimal, partiye genel başkan olma hayalleri kuran! şileri ve Demirel gibi karizmatik bir liderle seçim meydaı! rında atışmak istemeyen parti başkanlarını sevindirirken yasetin seyrini yakından takip eden iş çevrelerini, fikir gn larını, dinî cemaatleri endişelendirdi.
Allah Bize Yeter \ 279
Mıırcular da endişe eden guruplar arasındaydı. Ne var ki [jjşka siyasî hususlarda olduğu gibi bu meselede de ortak bir (jvır ortaya koyamadılar. Gerçi zahiren olmasa da fiilen siya-jetle ilgilenen gurupların hepsi, Demirel’in cumhurbaşkanı olmasına karşı ise de mülâhazaları farklı olduğundan ortak hareket etmiş sayılmazlardı.
Seçimlerde ANAP hesabına aktif olarak çalışmakla birlikte Özal’a, rey verdikleri siyasî partinin başkanı gözü ile değil, bir fikir adamı veya samimi dost nazarı ile bakanlar, Demi-lel’i onun makamına lâyık görnıediklerinden cumhurbaşkanı olmasını istemiyorlardı.
Özal’a karşı mesafeli duran ve Demirel’e yakınlığıyla bilinen Yeni Asya Grubu ise, partilerin başına geçecek kişinin onun yerini dolduramayacağını, karizmatik lider eksikliğinin partiye de, ülkenin siyasî istikrarına da zarar vereceğini düşündüğü için karşı çıkıyordu.
Demirel cumhurbaşkanı adaylığı hususunda menfi veya müspet bir açıklama yapmamakla birlikte Yeni Asya yazı, haber ve yommlarında meseleyi hep bu açıdan değerlendirerek kanaatini açıkça ifade etti.
Gazetelerin ekseriyetinde koalisyon ortağı İnönü’nün ve bazı partilerin, Demirel’in adaylığına sıcak baktıkları, parti grubunun desteklediği, onun da aday olma temayülü içine girdiği haberleri yer alınca Yeni Asya hareketlendi.
Bu haberleri gazetenin Ankara bürosuna teyit ettiren Mehmet Kutlular, meseleyi memleket meselesi olarak gördüğü için kanaatlerini bizzat muhatabına söylemek maksadıyla Derairel’e telefon etti ise de görüşemedi.
Gazete, Demirel’in partiden ve hükümetten ayrılıp cumhurbaşkanı sıfatı ile Çankaya’ya çıkmasına karşı olduğunu.
o gün manşet yaptığı haberle duyurdu. Muhalefet et sebebini de Mehmed Kutlular imzası ile yayınlanan da açıkladı.
Kutlular’ın telefonunu biraz geç haber alan n
onunla hususî görüşmek istediğinden, böyle meselelefçjç
man zaman yaptığı gibi gecenin ilerleyen saatlerde
aradı. Hâl hatır faslının ardından Kutlular, telefonl
hatırlatarak mevzua girdi.
“Sizi, gazetelerde çıkan haberler hakkında fikrinizi sort^ için aramıştım beyefendi.”
“Hangi haberler?”
“Çankaya’ya çıkma meselesi.”
“Sık sık öyle haberler çıkıyor.”
“Bu haberlerde sizin aday olacağınız söyleniyor.” “Doğrudur.”
“Biz de endişeleniyoruz.”
“Neden?”
“Bize göre sizin yeriniz Çankaya değil, partinin ba§kanlı| ve başbakanlıktır.”
“Haklısınız.”
“Sizin niyetinizi merak ediyoruz.”
“Henüz kesinleşmiş bir kararım yok.”
“İhtimal var mı?”
“Olabilir.”
“Bu husustaki mülâhazanızı merak ediyomm."
“Özal sayesinde Çankaya’nın meclisten ve hükümetle ha mühim bir yer olduğu anlaşıldı.”
“Çankaya’nın ehemmiyeti nereden geliyor?”
Allah Bize Yeter \ 281
• Cumhurbaşkanının çok yetkisi var.”
“Ne gibi?”
“Meselâ istediği zaman hükümetin çalışmalarını engelli-Meclis kanun çıkarıyor, Çankaya veto ediyor. Kanunu tekrar çıkarınca bu sefer Anayasa mahkemesine götürüyor.”
“Doğru.”
“Hâl böyle olunca, memleketin istikrarı için Çankaya’yı da elde tutmak gerekiyor.”
Kısa bir sessizlik oldu. Demirel, fikirlerine değer verdiği muhatabını ikna ettiğini düşünmenin rahatlığı ile iyi geceler dileyip telefonu kapatmaya hazırlanırken Kutlular zihnini meşgul eden asıl soıaıyu sordu.
“Siz Çankaya’ya çıkarsanız parti ve hükümet ne olacak?”
“Oralara da elbet birileri gelecektir.”
“Bilileri oraları doldurabilecek mi?”
“Bunu zaman gösterecek.”
“Takdir edersiniz ki, karizmatik liderlerin yeri kolay kolay dolmaz.”
“Karizma, oralarda yaşanarak kazanılır.”
“Anladığım kadarıyla aday olmakta kararlısınız.”
“Şartlar onu gerektiriyor.”
“Biz bu karara karşıyız.”
“Fikirlerinize saygı duyuyorum.”
“Yinede memleket için hayırlı olmasını diliyoruz.”
“Teşekkür ederim.”
282/Allah Bize Yeter
Karşılıklı yapılan iyi geceler temennisiyle bitti
teleu
rüşmesi. Bu telefon görüşmesi neticeyi değiştirmese d
Asya, yazıları, yorumları, haberleri ve başyazıları !
muhalefetini sürdürdü.
Zaman içinde diğer gazeteler de lehteki veya aley^.
vırlarını yayınlarına aksettirdiler. Gazetelerdeki haberk
rumlar, radyolardaki ve bazı televizyonlardaki tanıştığı
minval üzere bir süre daha devam etti.
Demirel, partisinin, koalisyon ortağının ve diğer temayüllerini yoklayıp kanaatlerini öğrendi. Partisi ve yon ortağı umumiyet itibariyle kendisinin cumhurbaşkanı jj, masına taraftardı ama yine de oy vermeyen üç beş kişi cak gibi görünüyordu.
Aday olduğu takdirde, kendisine muhalif olan ANJif CHP, RP de kendi içlerinden aday çıkaracaklan ve oylan kendi adaylarına verecekleri muhakkaktı. Öyle de oh, DYP’nin ve SHP’nin oylan üçüncü turda onun cumhurbaşb m seçilmesine yetiyordu.
Meclisin, hükümetin, muhalefet partilerinin, bürokrasiİL askerin, yargının, sendikaların ve sair güç kaynaklaramiı-vırlarını da hesaba katarak meseleyi bütün yönleri ile dejcı lendiren Süleyman Demirel, cumhurbaşkanlığına aday ote ya karar verdi.
Parti grubunda yaptığı konuşmada kararını açıkladığı» man çok fazla itiraz eden çıkmadı. Ekseriyet sessiz ka^* birlikte tebrik edenler bile oldu. Fakat o cumhurbaşkanı^ duğu takdirde doğacak boşluğu düşünerek endişe ederf'‘ de yok değildi. Onlardan biri ayağa kalkıp sordu.
‘Siz Çankaya’ya çıkarsanız hükümet ne olacak?”
Allah Bize Yeter \ 283
o zaman sorulacak bir som.” zaman iş işten geçmiş olabilir.”
ihtimaller üzerinde konuşmak meseleyi çözmez.”
»Konuşmamak da çözmez.”
»Şu anda önümüzde bir mesele var. Önce onun çözülmesi
gefekiyo’'-”
“Diğerlerinin konuşulması onun çözülmesine engel değil.”
“Bir meseleyi çözmek istemiyorsanız, onun arkasına bir-liaçtane daha mesele takacaksınız.”
“Bu mesele, yeni meseleler çıkaracak.”
“Ama hallolacak.”
“Diğerleri ne olacak?”
“Bu hallolunca sıra onlara gelecek ve onlar da çözülecek."
“İnşallah.”
Bu temenni, o andaki meseleyi bitirmeye yetti. Demirel grup toplantısında uzun bir konuşma yaparak bu kararı vermesinin sebeplerini anlattı. Cumhurbaşkanı olduğu zaman meydana gelecek muhtemel gelişmeler üzerinde durdu ve konuşmasını dua mahiyetindeki bir temenni ile bitirdi:
“Allah utandırmasın.”
Süleyman Demirel, 4 Mayıs 1993 günü Cumlıurbaşkanlığı-na aday olacağını resmen açıkladı. 8 Mayıs’ta yapılan ilk turda 234 oy aldı. 12 Mayıs’ta yapılan ikinci turda oylarını bir arttırdı.
Nihayet, 16 Mayıs 1993 tarihinde yapılan üçüncü turda 244 oy alarak Türkiye Cumhuriyetinin Dokuzuncu Cumhurbaşkanı seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 103. birleşiminin
284 / Allah Bize Yeter
ikinci oturumunda da and içerek Çankaya’ya çıkt,
ye başladı.
Bu hadise, Doğru Yol Partisi’ndeki genel başkanhiç nı hızlandırdı. Herkes Hüsamettin Cindoruk’tan
masını beklerken, genel başkanlığa aday olduğunu iit
layan kişi Koksal Toptan oldu. Onu Tansu Çiller ve
Sezgin takip etti.
Genel başkanlık seçiminde Demirel tavrını İsmet gin’den yana koydu. Yeni Asya bu hususta da ona muha^ etti. Onun ihsas-ı rey etmesini yanlış bulduğunu açıkladn^ Koksal Toptan lehinde yayın yaptı.
Doğru Yol Partisi’nin 13 Haziran 1993 tarihinde yapjjj Olağanüstü Kongresi’nin ilk turunda hiçbir aday başkansç. çilmek için yeterli oyu alamadı. İkinci turda Koksal Topt® ve İsmet Sezgin adaylıktan çekildikleri için Tansu Çiller nel başkan seçildi.
14 Haziran’da Demirel, Tansu Çiller’i Çankaya Köşkii’ni kabul ederek hükümeti kurma görevini verdi. Çiller, Eıda! İnönü ile görüşüp anlaşarak ikinci koalisyon hükürtıei kurdu.
Böylece, Tansu Çiller Türkiye’nin ilk kadın
du.
Bazı kadın dernekleri ve lâikliği İçtimaî hayat nizamı teli ki eden çevreler, bu hadiseyi kadınlığın zaferi olarak deg lendirirken Doğru Yol Partisi’nin geçmişte yaptıklanmve lecekteki hedeflerini benimsemeyen kadın kuruluşlan ler’in başbakan olmasını kadınlığın istismarı sayarak 1 çıktılar.
Allah Bize Yeter \ 285
Çiller’in başbakan olması yalnız mezkûr çevrelerde değil, ..jjıiiî camiada ve Nur hareketi içinde yer alan gaıplar ara-da bazı görüş ayrılıklarının ve yorum farklarının ortaya (■ılanasına sebep oldu.
başbakanlık makamına farklı nazarlarla bakmanın ve de-sıfatlar veraıenin tezahürüydü yapılan tartışmalar.saat fiyatları Tar-jışmanın bir tarafında, aralarında Nurcuların ekseriyetinin de bulunduğu dinî hizmet gurupları, diğer tarafında ise Yeni As-
Başbakanlık makamını idare merkezi olarak gördüğünden gelen kişiyi âmir olarak kabul eden gruplar. Peygamber Efendimizin (asm) “Kadın tarafından idare edilen millet felâh bulmaz.” hadis-i şerifini hüccet göstererek kadından amir olamayacağı, olursa devletin ve milletin bundan zarar göreceği fikrini ileri sürüyorlardı.
Bediüzzaman’ın “Hükümet hadim ve hizmetkârlıktır.” sözünden hareket eden ve o makamlara gelen kişilere “ücretli hizmetkâr” nazarı ile bakan Yeni Asya Gaibu ise, kadınların da herhangi bir makamda millete hizmet edebileceği kanaatini izhar ediyordu.
Diğer gruplar, çeşitli mülâhazalarla bir kadının başbakanlığına karşı çıkarken Yeni Asya, Çiller seçilmeden önce muhalefet etmesine rağmen seçilince, seçmenin iradesine saygı duydu ve destek verdi.
Dinî muhtevalı gazete ve dergiler Yeni Asya Gmbunun bu hareketini yer yer ağır ifadeler kullanarak tenkit ederken; gazetenin yazarları da fikirlerini makul ifadelerle müdafaa ettiler.
Bazı yazarların tahriki ile alevlenen tartışmaların, gazete sayfalarından çıkıp cemaat toplantılarına ve aile sohbetlerine
286 / Allah Bize Yeter
mevzu olmaya başlaması, arkadaşımla uzunca b sonra tekrar bir araya gelmemize vesile oldu.
Karşılaştığımızda hareketlerinden, zihninin tarikat sinden topladığı malumatla ve gazetelerden öğrend lerle dolu olduğu anlaşılıyordu. Sorduğu sorudan, tart tan ziyade bana yanlış tarafta olduğumu kabullendl^''^'' geldiği belli idi.
“Tartışmaları takip ediyorsun değil mi?”
“Memlekette o kadar çok şey tartışılıyor ki, işi gücü kıp hepsini takip etmem mümkün değil.”
“Ben diğerlerini kastetmiyorum.”
“Hangisini kastediyorsun?”
“Kadın başbakan meselesini.”
“Onu takip ediyorum tabiî.”
“Sen bu tartışmaların neresindesin?”
“İçinde.”
“Ne taraftasın?”
“Müspet tarafta.”
“Bu tartışmanın menfi tarafı da mı var?”
“Var tabi.”
“Hangi tarafmış o?”
“Meseleye olumsuz bakan taraf.”
“Yani biziz öyle mi?”
“Sen hangi taraftasın?”
“Ekseriyetin bulunduğu tarafta.”
Allah Bize Yeter \ 287
Onun için de kendini doğru tarafta görüyorsun değil mi?” “Elbette.”
“Böyle meselelerle ekseriyete, ekalliyete bakılmaz.”
“Neye bakılır?”
“Fiiliyata, hakikate ve icraata.”
“Fiiliyat, hakikate uygun mu?”
“Ortada, bizim sebep olmadığımız, değiştirmeye de gücümüzün yetmediği bir fiiliyat var. Meselenin hakikat ciheti de o makamların millete hizmet yeri olmasıdır.”
"Ya icraat ciheti...”
“Ortada henüz bir icraat yok. Olduğu zaman faydalı ise destek veririz, zararlı ise karşı çıkarız.”
Karar vermek için biraz beklememiz gerekecek galiba?”
“Bekleriz.”
“Ne kadar bekleyeceğiz?”
“Karar vermemizi sağlayacak icraatlar olana kadar.”
“Bu bekleyiş biraz uzun süreceğe benziyor.”
“Siyasette acele karar verenler sağlıklı netice alamazlar.” “Bekleriz diyorsun yani.”
“Bekleriz.”
“Yıllarca sürse de mi?”
“Yıllarca sürse de...”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder