replika saat ve düşünce öyküsü konular
sizlere bugün replika saat diyorki Bu olumlu görüş, çağın çoğu aydmı ve yazan tarafından \ sayılan az da olsa görüşleri farklı olanlar da yok değildi îlkd kı^kuyla bakan Alfred de Vigny (1797-1863), makinelerin, • yaratan insanlan köleleştireceği ve insanlık için tehlikeli ola görüşündeydi. Anatole France (1844-1924), Penguen Adası ada, tta» teknolojinin olumsuz etkilerini, hattâ doğal çevrenin konınmaB mı »orununu ima eden ifadeler kullandı.Kimi aydın çevrelerden tek tük uyanlar gelirken, Amenkı ^ Devletleri’nde “ilkel" bir Kızüderih şef, daha açık bir dil kuUanıtcr® ^ yıUnda, ülkenin doğusundan batısına uzanan demiryolunun fike ulaşmak üzereyken, Kızılderililerin topraklanndan bir “satın almmasr gerdctığinde. Şef Seattie, beyaz adamm yaptığı "tzkıo şuıında. Amerikan başkanına kabilesinin şu yanıtını gondenyoıthı
VVashıngton'dakı Buyuk Şef topraklanmızı almak ısteğ®* ıbşkin »ozunu göndermiş Buyuk Şef dostluk ve iyi niyet söalet^ nı de göndermiş Bu çok nazik bir davranış, çunku karşılık ola* rak bizim dostluğumuza çok az gereksinimi var Ama biz tekhfi' nı düşüneceğiz Çunku biliyoruz ki. eğer satmazsak beyaz ada» niahlarla gelir ve toprağımızı elimizden alabilir
dayan çam iğnesi, tüm kumsallar, karanlık ormandaki sis. her açık alan, vızıldayan böcek, halkımın yaşamında ve anılannda kutaaldır (...)
VVtBhington’daki Büyük Şef toprağımızı almak istemekle bııden çok şey istiyor Büyük bize rahatça yaşayabileceğimiz bir yer ayıracağım söylüyor. O bizim babamız, biz de onun çocuk-lan olacağız öyleyse toprağımızı alma teklifinizi düşüneceğiz. Ama bu kolay olmayacak Çünkü bu toprak bizim için kutsaldır. Derelerden ve nehirlerden akan, parıldayan sular, sadece su değil, atalanmızın kanlandır. Eğer size toprak satarsak, onun kutsal olduğunu anımsamalısımz ve onun kutsal olduğunu çocukla-nmza da öğretmelisiniz (...)
Nehirler bizim erkek kardeşlerimizdir, susuzluğumuzu gide-nrler. kanolanmızı taşırlar ve çocuklarımızı beslerler. Toprağımın size satacak olursak, nehirlerin bizim de sizin de kardeşle-nmiz olduğunu anımsamalısımz ve bunu çocuklannıza öğretme isiniz Bu nedenle de, herhangi bir kardeşe göstereceğiniz özem ve sevgiyi nehirlere de göstermelisiniz (...) Beyaz adamın izim törelerimizi anlamadığını biliyoruz. Toprağın bir parçası iğeriyle aynı onun için, çünkü geceleyin gelip toprakteuı gereksinimini alıp giden bir yabancıdır o. Dünya onun kardeşi değil, düşmanıdır ve onu yendikçe ilerlemesini sürdürür. Babalarının mezarlannı geride bırakır ve aldırmaz. Dünyayı çocuklarından kaçırır Babalannm mezarları ve çocuklarının haklan umurunda değildir Anası olan dünyaya ve kardeşi olan göğe, satın alınan. yağma edilen, koyunlar ya da parlak boncuklar gibi değiş-tokuş edilen birer malmış gibi davranır İştahı dünyayı yiydp bitirecek ve gende sadece bir çöl bırakacaktır
Bilmiyorum, bizim yollarımız sizinkilerden farklı Sızın kentlerinizin görünümü Kızılderili’nin gozlenne acı verir Ama bu belki de Kızılderili vahşi olduğundan ve anlamadığındandır
' 'cayırlarda beyaz adamın geçen trenden vurup bıraktıÇ. çu ruven binlerce bufalo gördüm Ben vahşiyim ve dum^lı demir Mm bıiım .adece canlı kalmak için oldurdü^müz
Yüi>ıhn tonUnnda bilimsel çevreler, bilimin gerçefrn dojru bir tablo-MBu çımıekte oldvıiuna, yamlgmıu söı konusu olmadıjbna ılı^km ınançla-nadan kaynaklanan kesin güven havası içerisinde fiziksel dünyanın son firçsklennı ortaya çıkarabileceklerine emindiler Bilimsel düşünce, dın-aHafink-felsefe karşısında kazandı^ lat'er -ve maddeci-determınıst tu-tıısH ıçensınde, bunları bilimi engelleyTn modası giH;mış boş şeyler olarak lenaekteydi
Bilimsel gelişmelere insan ve yaşam açısından pek olumlu gözle bak-»ayanlar, bilimsel düşüncenin insanı da içme alan bu maddeci ve determı-aiit evren anlayışına katılmayanlar, insanı bu düzenin parçası olarak ona ba|ualı ve irade özgürlüğünden yoksun bir *^adde" olarak kabul edeme-yıalar. h» şey kenara itilerek bilimselliğe bu denli öncelik verilmesine ve fu^uluğünıi hâlâ sürdürmekte olan pozitivizme karşı çıktılar Onlarca bı-km. doğaya ve topluma ilişkin onca bilgisi ile insanlarm her türlü sonmlan-Bi çoaebüecek yetenekte değildi.
Rousaeau’nun yankılarım ve Nietzsche'nin sesim fark edenler, eski de-tarienm yitiren insanlara yeni değerler arayışına girdiler
Fransız düşünürü Henn Bergson (1859-1941). insanları hsr turlu ger-ÇSfe ancak bilimselliğin ulaştırabılsceğı yargısının t^cemen «Oduğu havs içe ruımde yetişti Mstemstığe ve fiziğe merskı aonucunds poaıtıvıst faisefeyı benimsedi Fakat zamanis bilimsel düşüncenin temelinde ystan varsayım lars kuşkuyla bakmaya, görüşlerim değiştirmeye başladı Hılımaei voatem insanın doğayı denetim altına almasında ve yararlı buluşlar yapmasında fSTçakten buyuk rol (ivnanuştı Ama her şeyin temel doğam «dan ırerçek. btb mın varsaydığı gibi miydi? Doğadaki canlı ve cansıs her şeyin dsu madde mıydl'^ Doğanın yaptaı va davranışı, her şevin «ma Uhı olduğu mekanik bir makineden farksıs mıydı*» Mekanik bir makınemn hareketlen kesin kural Urla va vasalarU saptandığına ve şaşmam «»Iduğuna. önceden bıhnebıİMseğı ^ hu muassam makın«»nuı parçalan «»lan d«»aa«iakı her şeyin, insanla Ivruiekâ han«kellerımıı ve davtanışlanmn, avnı kaauılıkle bUmebd i da, *b4»ylr bir «J«*termınısm d«ığru tdabıhr mıydı^ Bu mtulelın
özündeki her feyı zincirleme etkileyen neden-mmac dı? insan bu bağımlılığı içerisinde öz^rolabj/ırmfHr*^* Bunlar ve benzeri sorular, Bergson'un bilime ıbffcın 4^ den geçirmesine ve sonunda değiştirmesine neden oU« Bıl^* tum almamakla beraber, metafiziğin dışlanmasına ksrf aJ*" birbirini zenginleştirehiJeceklerini savundu, *
Felsefesini, vardığı bu yeni görüşü içerisinde kurda dini bilimselliğe fazla kaptırması, eski değerlerini jtürmtam n içerisine girmesine neden olmuştu Bilim ve bilimselljk ğm böylesine dışlanması ve insanlara mekanik-maddechdetems^ şam görüşünün zorlanması, büyük bir talihsizlikti lassadit'^ sezgileri ve içgüdüleri hiçe sayarak, dinsel ve metafızıkml tutum alınması, insanın ruhsal (tinsel) yanının ve özgûHiıiûum ^^ ması, bunlar hep boşluğa itmişti Batı insanını. Oysa asmmi^ duygularının ve sezgilerin in in, mantıksal akıl yürütmeden östttd, vardı
Bergson bu görüşleri doğrultusundaki felsefesini,
(Yaratıcı Evrim, 1907) veLlntroduction a la Mitaphynqae riş, 1913) adlı yapıtlarında açıkladı Gerçeğin dogasmı açıkiamâiâtm^ sal düşüncenin yetersiz kaldığı görüşünü vurgularcasına, bayukm. mecaz ve şiirsel betimlemeler kullanır.
Felsefesinin özu, zihinsel düşüncenin karşımnda sezgiye gerdrnmi vermektir. Bergson zihinsel düşünceyi, tipik urünlen olan geometn mm tık aracılığı ile, sadece maddeye yönelik bir düşünce sUrea olaıakşes ^doğanın ellerinden çıkarken başta gelen amacı organik oİBiaya^tMm dır" der ve en doğal özelliğinin, yaşamı anlamaya ıhşkin yeteoekaah(ş ta ğunu vurgular Zihinsel düşünce, herhangi bir deneyimden sonuç çsum surecine girdiğinde, daha önce bellekte depolanan deneyimler snmsa yeni deneyimi ile ilgili olanları anımsayarak yüzeye çıkarır w bonJn^ kilenn ve yeninm- sentezi ile yaşamda yararlı olacak sonuçlara vanr On insanm, deneyimin sonsuz olanaklarının farkına varmasmda vemimşs çekleştırmesinde kullandığı zorunlu bir araçtır
Zihnin alanına giren bilim, fenomenal dünyayı inceleyerek ekksK$ bilgilerle insanların günlük yaşamlarını kolaylaştırır ve rahatlatır, şnii niteliği üe, yararcı bir araç olarak gereklidir Ancak, konulana gerçek nımianna. davranışların gerisindeki, onlan dürten re yonlendaen gsâât re toetnez Bilimsellikteki kuramsal analiz, nemeyı (^uşturan osĞ vensts çünkü onun özüne inemez sadece nesnenin duyularla algılanmı nıtdite aimşmbüır ve bu n^enle de .edece onun çeşitli oteli,klermin tsmtu^ mrvt ve .ımgetel bililen verir Günbatımının kendine öttnı renk -—Hıı gotelim ver^k yen^, kırıl, aan. perlmk gib, nıtelıkleruuJ^ f aesnanin ya da olayın hatununa tanımlamaya yetmtez BiİmmI
bfon ıi7aklastınr Çünkü, zihin seçici ve ayıncıdır, •"’^*rrk«'.«Semleri ve sonuçlan yapaydır Bölünemez ve kav-:^Umuol«ı butunu her yanıyla armoni ıçena.nde değil, yan yana ^Umş >'wn»lara benzeyen bir şey olarak venr.
Kavrâmlan yan yana dizerek bütünü parçalan ile yeniden uışt ettiğimize ve bu şekilde onun zihinsel karşılığını sağladığımıza kendimizi gerçekten inandmnz. Bu yöntemle, birlik, çeşit-hhk. devamlılık, sonlu ya da sonsuz bolünurluk vb kavramlan yan yana dizmekle sürekliliğin doğru bir karşüığmı elde edeceğimize inanırız. Aldanma işte tam buradadır. Soyut idealar analı-le, yanı nesnenin başka nesnelerle ilişkisinin bilimsel incelenmesine hizmet edebilirlerse de; sezginin, yani nesnede temelli ve bincik olanm ne olduğunun metafîziksel araştırmasmın yerini alamazlar. Çünkü en başta, yan yana konulan bu kavramlar bize nesnenm yapay bir yeniden mşasından daha fazlasını hiçbir zaman vermezler, beUrU -ve bu- bakıma kişisel olmayan- yanlara simgelerler. Bu nedenle, bize sadece gOlgesım gösterdikleri ir^rçeğı onlarla kavrayabüeceğimize inanmak abestir. Daha-unda, aldanmanın yanı sıra, çok ciddi bir tehlike de vardır İra kavram, soyutlarken aynı zamanda genelleme de yapar, avramlar belirli bir özelliği, onu sadece nesnelerin sonsuzuna ortak ederek sımgeleyebüırler. Bu nedenle, özelliğin bu şekilde yaygınlaştırılması onu az ya da çok bozzu*
Bcrgson un bu görüşleri, geleneksel evrim kuramını tam olarak kabul ctmemesmden de kaynaklanır. Turlenn evnmını tarihsel hır gerçek olarak kabul etmekle beraber, bundaki mekanıstik ve maddeci gonışu inandırıcı bulmaz Geleneksel evnm kurarama göre, evnm sürecmin bir safhasından bir ilen safhaya geçişte, gelişmenin esasta cmceki safbanm içinde var oldu ğu. doğrudan doğruya onun tarahndan gerçekleştirildiği kanısı egemendir Bu tav, çağm egemen anlayışı durumuna gelen, tum varoluşun madde oldu |u görüşünün sonucudur Bu katı gorUş ıçensmde, bu «avı yapanlar, bir baş ka unsuru, yaşam gücünden kaynaklanan eylem özgürlüğünü geaardı et inişlerdir Doğada etken olan yaşam gucunde bir yaşatocı dürtü vUal) vnrdu- ve bu durtU, evnm sorecımn. organısmalards daha önce var .Umayan
^ hucr*h v«rlıU.r olduklar. “ ««kanık yasalar izlenerek, orada durmadı, yaşamın kendim
gele ve gelişigüzel dönüşmelerine dayanan K . hayvanlardaki göz gibi karmaşık organların mü, „tkm bir süre, ids„«,i ^r organlarının, gelişmenin her safhasmda evrimi ı kilde değişime uğramış olmalan gerekir; işlevleri?^ nn evriminde en sağlam olanm yaşamaya devam^t*”'^'** ^ yerine getirebilirler. Rasgele dönüşümlerde bu ı '
şık bir organizmanm tüm organlarıyla düzen içeriğindi^
şatıcı dürtü ((lan vital) olmalıydı. “Göz gibi bir organda^'®**'1 çarpıcıdır , yapısuım karmaşıklığı ve işlevinin sadeliği (. halde, bu son derece karmaşık makinenin yapımında doğ^'*^’> en ufak bir ihmal görmeyi olanaksız yapardı.’
Bergson, doğanın sadece fiziksel varlıklardan oluştuğunu \ maddeci-birci (monist) düşünürlerden uzaklaşmıştır Ancak bu birci goruş olan idealizme yöneltmemiştir; madde ile bir çeşit birleştiği bir ikici idualist) görüşe götürmüştür. Bu iki guç, itia gücü olan yaşatıcı dürtünün hareketsiz ve etkisiz olan maddenin^ koyduğu engelleri aşmaya çalıştığı, sürekli bir çatışma içensindedır İnsamn evriminde ise evrim süreci, zihinsel düşünceyi egemen getirmiştir. Bu egemenlik insandaki içgüdülerin ve sezgilenn butmia*; üzerine kurulmuş ve bu da insanın özgürlüğünü yok etmiştir
Bilimsel ve maddeci düşünmek, varhğı uzay açısmdan geometnkgiı mektir En az bunun kadar önemli olan zaman unsurunu gozardı etneka Oysa zaman bir birikim, bir gelişme, geçmişi şimdiye uzatan bir lurekiâs olarak, yaşamm ve tüm gerçeğin özüdür. Gerçek, ancak sezgi üe kıvramb Ur olan bu sürekliliktir Zihin ve mantık, bu sürekli değişımm içennA olan iç ve dış çevremizdeki olayları, bunlar sanki biç değişmeyen öriu şeyi» mış giYn, zaman dışı, hareketsiz, ölü kavramlarla dondurarak açıkUrn» ▼erişb amaçlara vanr. Özünde süreklilik ve bölünmezlik olan gerçek. ı» runlara dışûm bakarak yaklaşan ve böyle ele alan zihin yoluyla kavmM* olarak bümemez, ancak anmda ve doğrudan deneyimle, kendiliğinden vfm felen sezgi ile, ıçgorU ile kavranabilir. Gerçek söz konusu olduğunda, y^**^
BSİ olan *soğuk, meraklı düşünce”, yaşamm gerçek içyüzünü gösteren ma gücüne erişemez
Esas gerçek olsn, içten kaynaklanan *>aşatıcı durtü"dür eâeİMsrat, din ve çeşitli mistik ve ussallık dışı deneyimler şeklim alan^ ^ nidan deoe3nm” <^an sezgidir Ancak *^ilincın doğrudan gelen bilgi»\.. aezgıdır gerçek, zaman, değişim, yaratılış, özgürlük gibi sorulara j
sau^iak bilgi sağlayabilen Bilimin ele aldığı “aomut nesneler” deml^ || ler. esasında sadece, gerçeklerin soyut sistemli düzenleyicileridir
dsals, ssas gerçek olan ‘^aşattcı dürtü”, yalnızca metafiziksel sezgi ile
nb. Berp«)n un «maçı mantıkaal dU,Unmey«, zihne ve bılı-«lm«k defrldi. mantıkaal dü,unmenin ve zihnin rtncelıgi-"*-X«tınldi*ı ve bilimin "dojb^’nun tek yolu olarak yüceltildiği çağın-rZmdııkı »e«*ı Kücunün, doğrudan (içten) gelen, yafamın birikımlerin-taUynakUnan deneyimin, daha derin ve daha yaratıcı olduğunun altını KMin bilgi nağlama «avında bulunan bilime taparcasına adanmış ^ Bâü insanını, salt tihnın ve bilimin kısırlığından kurtarmak, metafizı-dinin yaratın sezgisine döndürmektir.
Berfson'un düşünceleri şu ya da bu şekliyle çağın düşünürlerini ve en bışta şairler ve romanalar olmak üzere birçok yazan etkiledi. Ussal düşün* nİm uzaklaşarak en yüksek gerçeklere eriştirebilecek olan doğrudan de-Mvase yOnelme önerisi, sembolist ve ekspresyonist yazarlara ve sanatçılara yol ııOstehalık etti.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder