maca bitkisi

3 Ağustos 2015 Pazartesi

replika saat ve insan ile islam bilgilerim78

replika saat ve insan ile islam bilgilerim78

 evet en gzel bilgileri yazan replika saat diyorki Görülüyor ki, dört halîfeden hiçbiri hattâ Eshâb-ı kirâmdan
hiçbiri “radıyallahü anhüm”, halîfe seçiminde, aslâ dünyâ men-fe’ati düşünmemiş, Allahü teâlânm emrini yerine getirmek için ça-
lışmışlardır. Dört halîfe hiç râhatlannı düşünmeyip, gece gündüz islâmiyyete ve müslimânlara hizmet etmeğe uğraşmışlar, bu hizmeti Allah rızâsı için ve mecbûr kalarak kabûl etmişlerdir.
Hurûfüer, halifeliği sultânlığa, krallığa benzetiyor. Böyle sandıklan için, hazret-i Alî, üç halîfenin hilâfetlerini kabûl etmedi. Yirmi beş sene, hiç durmadan bunlarla çarpışdı, diyorlar. Devlet başkanı olmak için yıllarca uğraşdı. Bunu istemedikleri için, Es-hâb-ı kirâma karşı senelerce kin ve düşmanlık besledi sanıyorlar. Bunun için üç halîfeye ve bunlara oy veren binlerce Eshâba, kıyâ-mete kadar la’net etmelidir, diyorlar. KendÜerini doğru tanıtabilmek için, islâmiyyete ve akla uymayan ve hazret-i Alînin yüce şâ-nma yakışmıyan şeyler uyduruyorlar.

8—Câriye demiş ki, (Ebû Bekr-i Sıddîk '‘radıyallahü anh”halîfe olunca, hazret-i Fâtıma-tüzzehrânın hurma bağçesini zor ile elinden almış, hazret-i Fâtıma, buna gücenip ölünciye kadar Ebû Bekre düşman olmuş. Hattâ, öleceği zemân Ebû Bekrile Ömerin cenazede bulunmamaları için, kendisinin gece defn edilmesini va-sıyyet eylemiş).
Bu bağçede sayılı birkaç ağaç vardı. Büyük bir orman olsaydı dahî, böyle birşey için, dünyânın malına, mülküne zerre kadar dönüp bakmadığı için, kendisine (Betûl) denilen Resûlullahm kızı, kadınların en
sas-ı Enbiyâ) kitâbı, 1331 de İstanbulda basdmışdır. fesinde diyor ki, (Resûlullah “sallallahü aleyhi veseUem’ J de bulunan (Fedek) adındaki hurma bağçesini vakf edip,^ lacağmı da ta’yîn buyurmuşdu. Bunun vâridâtınm yabancı^ re, müsâfirlere, yolculara verilmesini vasiyyet eylemişi Bekr “radıyallahü anh” halîfe olunca, bu vasıyyeti yerine^ Fâtıma “radıyallahü anhâ” mîrâsını isteyince: Ben Resûl4 işitdim. (Bize [ya’nî peygamberlere] kimse vâris olamaz. Bui rakdığımız şey sadakadır) buyurdu. ResûluUahın yapdıgımb| lâ değişdirmem. Zîrâ, bir yanlış yola sapmakdan korkaım Hazret-i Fâtıma (sana kim vâris olur?) dedi. Haine, ^ ğum dedi. (Yâ ben, niçin babama vâris olmuyoru^) e de, (Ben senin baban olan Resûlullahdan işitdim. (Bize, ris olamaz) buyurdu. Onun için, sen de vâris olamazsm. ben. Onun halîfesiyim, Onun hayâtda iken verdiği kimse e de veririm. Senin her ihtiyâcını vermek, işlerini idâre ve m mek, benim vazifemdir) dedi. Bunun üzerine hazret-i Fâtu du. Bir dahâ, mîrâs lafı etmedi). (Kısas-ı Enbiyâ)mn yazısı oldu.
Yeryüzünde bulunan Ehl-i sünnetin sayısı, her asrda, ir sizlerden katkat çokdur. Hurûfîler, kendilerinden katkat ç( da olan Ehl-i sünnete la’net ediyor, kâfir diyor. Onlarm b retine ve haksız sözlerine karşı, Ehl-i sünnet de, bunlann ır siz olduğunu söylerse, çok olan tarafm sözü doğru ohnak olur.
Hazret-i Alînin üç halîfeye “radıyallahü anhüm ecma’îö man olduğunu ve bir bağçe için hazret-i Fâtımanın Eshâb-ma la’net etdiğini söylemek, Kur’ân-ı kerîme de hiç uvmam dır. Mâide sûresinin ikinci âyet-i kerîmesinde meâlen ZAiı 1 âlâ, kullanın birr ve takvâda, birbirlerine yardım et - ^ ^ leri ile iyi geçinmeğe çağınyor. Günâhda ve düsmıı«?’ı^?®’ ” etmeyiniz) buyuruldu. Eshâb-ı kiramın birbirini se.T***^**® yonlarla müslimânm birbirine kâfir
n,n “radıvallahü anhümâ” bu âyet-i kerîmeye uymadıkları söylenmiş olur. Bunlar, hazret-i Ebû Bekrin hilâfetini kabul etmemekle ve Eshâb-ı kirâma düşman olmakla, sonra gelen müslimânların birbirlerine kâfir diyeceklerine sebeb olacaklarını, böylece bu âyet-i kerîmeye uymıyan bir çığır açılacağını bilmiyorlardı. Eğer bilselerdi vazgeçerlerdi denirse, bunların üstünlüğü keşf ve kerametleri inkâr edilmiş olur.
Hazret-i Alînin “radıyallahü anh” evlâdından ve Evliyânm büyüklerinden olan seyyid Abdülkâdir-i Geylânî [471 de tevellüd ve 561 [m. 1166] de Bağdâdda vefât eyledi] “rahmetullahi aleyh”, (Gunyet-üt-t^ibîn) adındaki kitâbmda buyuruyor ki, (Şî’îlere göre hilâfet oniki imâma mahsûsdur. Bunlar ma’sûmdur. Günâh işlemezler. Keşf ve kerâmet yalnız kendilerinde görülür. Dünyâda, olmuş ve olacak herşeyi bilirler, derler). Kumlann sayısma varıncaya kadar herşeyi bilen hazret-i Alînin, hazret-i Ebû Bekre oy vermediği için, mUyonlarca ümmetin yoldan çıkacağını bilmediğini söylemek, bu inanışlarına uymrız. Böyle söylemek, zâten doğru da değildir.
Yukarıda, Ömer “radıyallahü anh” hazretlerinin halifeliğini anlatırken, halifeliğin ağır bir yük olduğu bildirümişdi. Bir mü’nü-nin, başka mü’minler, beni niçin seçmediler diye üzülerek, onlara düşmanhk etmesi mi, yoksa bu ağır yükü çok şükr bana vermediler diye sevinmesi mi doğrudur? Hele, onun düşmanhğmdan, müslimânlar arasında, kıyâmete kadar fitne ve fesâd çıkacağmı biliyor ise, elbette, seve seve oy verip halîfeyi desteklemesi lâzım olur.
Al-i İmrân sûresi yüzseksenbeşinci âyetinde ve Hadîd sûresinin yirminci âyetinde meâlen, (Dünyâ hayâtı, ancak insanları aldatıcı şeylerdir) buyuruldu. En’am sûresinin otuzikinci âyetinde meâlen, (Dünyâ hayâtı oyun ve boş şeylerdir. Allahdan korkanlar için, âhıret hayâtı elbette hayrhdır. Böyle olduğunu niçin anlamıyorsunuz?) buyuruluyor. Enfâl sûresinin yirmisekizinci âyetinde ve Tegâbün sûresinin onbeşinci âyetinde meâlen, (Biliniz ki, mallannız ve çocuklarınız sizi imtihân etmek için verildi. Allahü teâlâ, iyiliklerinize karşılık, size çok büyük ecr vere-cekdir) ve Tevbe sûresinin otuzsekizinci âyetinde meâlen, (Dünyâ hayâtını âhıretden dahâ çok mu beğeniyorsunuz? Dünyâ hayâtmda ele geçenler, âhıretdekilerden çok azdır) ve Kehf sûresinin kırkaltmcı âyetinde meâlen, (Mâl ve çocuklar, dünyâ hayâ-tmın süsleridir. Sonsun *'~*'cı olan iyi işlerin sevâbları, Rabbinin yanında d«hâ iyidr muşdur. Dahâ böyle altmışaltı ka-
-1ma, mevkı’ine gönül bağlamama-
gı tenDin Duyuruyor, üu yolda sayısız hadîs mişdir. Meselâ bir hadîs-i kudsîde, (Ey dünyâyı toplamakda harcetdin. Cemieti hıÇ is***” Ö t muşdur. Bu âyet-i kerîmeleri, ilm şehrinin
Alî ile kadınların en üstünü olan Fâtımatüz-z£?^®''İ anhümâ” elbette herkesden dahâ iyi biliyorlardı B yâ mevkı’i için ve hurma bağçesi için üzülerek kışmaları hiç düşünülebilir mi?
Süâl: Bunların üzülmesi, didişmesi dünyâya düşkün oldud dan değildi. Hazret-i Ebû Bekrin ve Ömerin hilâfeti zor ile J çirdiklerini, böylece günâha girdiklerini görüp, bunlan güıı| kurtarmak için idi, denilirse:
Cevâb: En’am sûresinin yüzaltmış dördüncü ve İsrâ sûre^ onbeşinci âyetinde meâlen, (Hiç bir günâhkar kimse, baş^ günâtunı da yüklenmiyecekdir) buyuruldu. Hazret-i Ebû Bek hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anhümâ” ve Resmull^\^ hisselâm” Eshâbmın çoğu, [hiç olmıyacak şey ise dej bu işfc günâh işlemiş olsalar bile, bu âyet-i kerîmeye göre, bundaDi ret-i Alîye birşey dokunmayacakdır. Yine döğüşmesı, atoı lâzım gelmez. Hele yüzmilyonlarla insanm Cehennem e s«; kalmasına sebeb olacak bir döğüşmeyi yapması, olac şeîı dir?
Bu fakır, [ya’m^ Osmân efendi], şî’î âlimlerinden birine^ dum ve Fâtıma “radıyallahü anhâ” hazretlerinin, hurma ni vermedikleri için Eshâb-ı kirâma gücenmesi, dünyâyı sem demek olup câiz değildir, dedim. (Onun gücenmesi dünyâyat. kün olmasından değildi. Çirkin bir işin yapılmasını beğenmeı leri için idi) dedi. Bu kaçamak cevâbı ile, ResûluUahm “şali hü aleyhi ve sellem” tertemiz kerîmesini lekelemiş oluyoı Çünki islâmiyyete uygun olarak yapılan bir işi, ancak nefsi' mâre çirkin sanır. Bunu hâtulatdım ve aşağıdaki açıklamayı') dım. Şaşkına döndü. Diyecek söz bulamadı. Şöyle ki: Târflıc yan iyi bilir ki, bir gazâda İmâm-ı Alî “radıyallahü anh” hazrt ri, bir kâfiri yere yıkıp öldüreceği sırada, camndan ümmîdini sen bu adam, ağzında olan bütün pislikleri, İmâmın yüzüne 1 kürtmüşdü. Yüzü gözü pislik içinde kalan İmâm, kâfiri öldüm den vazgeçmişdi. Gözleri dönmüş, aklı gitmiş olan kâfir dahâ şırıp; niye durdun, korkdun mu, dedi. Hazret-i Alî “rad Ui anh” kâfiri bırakıp, (Seni önce müslimân olmadığın ic' ^^11* teâlânm emri ile öldürecekdim. Şimdi ise, yapdığm bı ’• dolayı nefsim sana karşı düşman oldu. Şimdi öldürür*? ^ için öldürmüş olurum. Allahü teâlânm emrini de^^’
replika saat yazdı..



saat fiyatları :: saat fiyatları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder