maca bitkisi

27 Ağustos 2015 Perşembe

replika saat ve sosyoloji bilgi


replika saat ve sosyoloji bilgi Aslında Kam sonrası Alman felsefesi şeklinde nitelenen ve kaynağının Kant oldu-jjjlıelinilen düşünsel hareketlerin gerçek kaynağı Kant felsefesi değildir. Materyalist, ıjsjonalist. natüralist, pozitivist ve hatta idealist felsefenin de mucidi Kant olamaz. Bu felsefe hareketlerinin bizzat kendileri, varsayımları ya da prototiplerinin Antikçağ düşün-asinde bulunduğu bilinmektedir. Burada Kant’a atfedilen. Alman toplumunun ve bu loplumun kültürel kimlik ve kişiliğinin. Kant düşüncesinde feksefi mülahazalarla kaynaş-tmlank sunulması ve Almanlara özgü nitelikler taşıyan bir düşünce patentinin yaratılmış otosıdır.

Kant sonrası Alman felsefesi incelendiğinde norm dışı bir felsefe hareketi olarak Taıihsel Materyalizm ve ona dayanan çeşitli eğilimler dışında Hans Freyer’i etkileyen en «lemli düşünce akımı hiç kuşku yoktur ki, idealist felsefedir. Burada Kant sonrası, çoğunlukla da ona dayanan ve Hans Freyer’in de etkisinde kaldığı felsefe kategorilerini özetlevecek olursak şunları söyleyebiliriz: Sübjektif idealizm CFichte), Objektif idealizm ıSchelling), Mutlak (Absolut) idealizm (Hegel), İdeal realizm (Schleiermacher), Estetik idealizm (F. Schlegel), Sosyal idealizm (P. Natorp), Yaşam Felsefe.si (\V. Dilthey, L. Kla-jes. G, Simmel, Eduard Spranger ve Hans Freyer. Hans Freyer’in çok az etkilendiği Alman pozitiıist felsefesi (E. Mach), Fenomenoloji CE. Husserl, M. Scheler) ve Existanzphi-losophıe (Varoluşçu felsefe, (M. Heideger, K. Jaspers) gibi felsefe akımları da önemli felsefe hareketleridir.
Alman felsefesinde idealist felsefe —bu felsefe hareketi Hans Freyer’i çok etkilemiş-uı-çeşitli isimler altında devam etmekle birlikte, başka bir ifadeyle eski idealist felsefenin yaratmış olduğu gelenek sürdürülmekle birlikte, özellikle pozitivist-natüralist ve rasyonalist felsefe akımlarının yarattığı aydınlanma düşüncesi, bu felsefe geleneğini bütünüyle düşünce yaşammm dışına atamamış, fakat önemli ölçüde gerilemesine neden olmuştur. Fizik, kimya, fizyoloji, anatomi ve diğer doğa bilimlerinde gözlenen hızlı geliş-fflelervebuna koşut olarak yürüyen metodoloji anlayışı. Alman sosyoloji ve psikoloji çalışmalannı etkilediği gibi. Alman sosyal felsefesini de etkisi altına almıştır. Özellikle Hegel'inçalışmalarıyla yeniden canlılık kazanan idealist toplum felsefesi, onun öJümün-feısonra doğa bilimlerinin
Hans Freyer
XIX. yüzyılın sonlan ve XX. yüzyılın başlarında, özellikle de yukarıda çalıştığımız felsefe ve bilim anlayışı yanında, onlara dayalı ekonomik ve .siyg^^^ \ malara karşı gelişen yeni hümanizma genel adıyla kabul gören düşünsel vp reketler, doğa bilimlerini temel alan felsefeye karşı, yeni Hegelcilik yanında bj ^ 1er altında da çalışmalarını sürdürmüştür. Felsefede kendini gösteren bu tartı^ıl^^'fı tarih ve sosyoloji için de çok önemli hale gelmiş ve bu bağlamda bilgi kura^j% özellikle yöntem tartışmaları gündemi işgal etmeyle başlamıştır. Sosyal bilin)jç^|\ su ve yöntemiyle ilgili başlatılan bu tartışmalar, aynı zamanda insan üzerine t sistemleri de etkilemiş, insanı anlamaya ve tanımlamaya çalışan bilgi akımlanm
nı ve insan üzerine kurulu yapıları tek boyutuyla algılama eğilimi taşıdıkları akımlara karşı etkili bir muhalefetin ortaya çıktığı görülmüştür.
Felsefi bağlamda “Droysen’in 1868’de 'Grundriss der Historik’ adlı yapıtında |jç| miş olduğu fikirler, daha sonra W. Dilthey, Windelband ve Rickert gibi fikir adamlar, rafından da devam ettirilerek geliştirilmiştir. Felsefeye hiçbir itibar ve itimadın ka^ i ğı ve onun her hususta tabiat ilimleri esasındaki ampirizm tarafından arka plana aiı^ olduğu nazariyesinin hakim bulunduğu bir çağda, yukarıda adı geçen filozoflannfib, leri oldukça yavaş gelişerek yayılmıştır” (Çağatay, 1968:16). Bu yavaş gelişme ve ma hareketlerinin en somut nedeni, yukarıda söylediğimiz pozitivist bilimsel eğilimijj olarak görülen doğa bilimleri yönteminin felsefeye egemen olması, bu arada biyolog psikoloji ve sosyoloji bilimlerindeki gelişme eğilimlerinin de deney ve gözlemi bıncj yol olarak seçmeleridir. Ancak belirtmek gerekir ki, XIX, yüzyılın sonlarmda gerekjı,.replika saat karıdaki bilimsel faaliyetlerde ve gerekse felsefede Fichte-Hegel geleneğinin yenidej canlanmasıyla, özellikle algıda dikkatlerin, yeniden, onlann toplum ve dedet felsefesi- ' ne yönlendirmiş ve bu bağlamda 1920’li yıllarda Yeni Hegelcilik adı altmda onun taıJı devlet ve toplum görüşü, ayrıca Fichte ve diğer idealist filozoflann düşünceleriyle t*, likte şekillenmeye başlamışür. Hans Freyer’in ilk büyük çalışması olan doktora tezi i Hegel'in “Geist” kavramının izinden gidilerek ortaya çıkanimıştır (Müller, 1988:41), j
Birçok etkili düşünürün yanında Dilthey, Lamprecht, Wundt ve Kruyer gibi dişii-nürlerin de Hegelci bir düşünce halkasına dahil olmalan rastlantıdan öte bir şeydir. Çünkü, Hans Freyer’i de etkileyen bu düşünürler, Hegel’in spekülatif felsefesini eleştimielile birlikte, onun bütüncü tarih aniayışından etkilenmişlerdir. Örneğin W. Dilthey ile Bcı lin’de onun metodolojik çalışmalarıyla bağlantılı olarak geliştirdiği bütüncü tarihsel psikoloji oluştunna çabalarına katkıda bulunan Krueger, Hegel felsefesinin yeniden ilgi odağı haline gelmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. Hans Freyer’in Hegel’in, düşüncelehnden : etkilenmesi, Birinci Dünya Savaşından önceki on yıl içerisinde etkili bir biçimde onaya(r ; kan Hegelci düşüncenin. Alman felsefe ve sosyal bilimler hareketini yönlendirme özcl-ğiyle ilgilidir. Bu yönlendirici özellik, bütünü arayan sentez anlayışı ve bilimsel yorumlama yetisi, daha sonraki yıllarda Hans Freyer’in önemli yapıtlarından biri olan ve 1923)i- ı İmda yayınlanan “Theorie des objektiven Geistes” (Nesnel Tin Kuramı) adlı çalışmasıodı ; açık bir biçimde görülmektedii'. Diğer önemli düşünce akımlarının yeniden doğuş s» j cinde görüldüğü gibi. Yeni Hegelcilik de, kaynak felsefenin bire bir aynısı değildir. Yen . Hegelcilik akımınm temsilcilerinden biri olarak değerlendirilen Hans Freyer’in 1920’li l’l ; larda yazdığı yapıtlannda da bu durum açık bir biçimde gözlemlenebilmektedir. |
. fjriuna varabilmek ve anlamlı bir değerlendirme (eleştiri) yapılabilmek için de, oluşturan bu düşüncelerin öğrenilmesi önemli bir yol olarak görülmelidir. Fre-<f'in. Hegel'den aktardığı ve Aydınlanmanm temel yanlışı biçiminde yorumladığı ana jlogan şudur: “Hegel’e göre doğanın kestirme bir rotayla amacına ulaşmak istemesine Ijjfjjılt ruhun yolunun dolaylı bir rotayla, yani meditasyonla amacına ulaşma isteğini ay-ıjjjanma dikkate almamıştır” (Müller, 1988:43). Bundan dolayı da felsefe ve diğer bilgi alanlarında insan değerlendirilirken tek yanlı davranılmış, onun üzerine kurulan sosyo-|(ûltürel ve siyasal yapı ve uygulamalarda da yanlışlar görülmüştür.
Hans Freyer’den önce de, felsefi bağlamda bu düşünce iklimine karşı duran çok sayıda filozof ve kültür inşam vardır. Bunlardan birçoğu -W. Dilthey, G. Simmel, B. Lam-preeht, W. Wundt, E. Spranger, K. Bücker gibi- Hans Freyer’in ya öğretmeni ya da çalışma arkadaşı olmuşlardır ve onu etkilemişlerdir. Özellikle de bu isimler, Hegel-Fichte düşünce geleneğini tanımasmda bir hayli etkili olmuşlardır.
Hans Freyer'in idealist felsefeye yönelmesinin diğer bir nedeni de, gençlik harekelinin-Jugendbewegeung- duygusal özlemlerinin, siyasal anlamda cisimlendirilmesini teinde bilimsel-felsefı anlamda bir zemine ve arka plana sahip olmamasıdır. Özellikle bil siyasal harekette düşünsel bir boşluğun bulunması, Freyer’i bu düşünce formunun içine atmakla kalmamış, bir anlamda o, kendisini, bu hareketin kuramcısı pozisyonunda bulmuştur.
Hans Freyer Üzerinde Leipzig Etkisi
XK. yüzyılm ortalarına doğru Leipzig Üniversitesi, tarihselci ve pozitivist felsefeyle bağlantılı olarak, istatistiksel ölçme ve doğa bilimleriyle ilgili bir çekim merkezi haline gelmişti. Matematikçi ve istatistikçi Morite Wilhelm Drobisch, fizikçi, filozof ve fizyolog GustovTheodor Fecner’in ortak çalışmaları neticesinde Leipzig Üniversitesinde ista-lisiksel ölçmeyi ve doğa bilimlerini temel alan bir experimental psikoloji kumimuştu ki, ta psikoloji o dönemin etkili bir paradigması olarak değerlendirilen “mekanik ruh” an-layışımn bir yansımasıydı.
Mekanik mh XIX. yüzyıl felsefesine egemen olduğu gibi, dönemin fizyoloji ve psikoloji çalışmalarında da etkifiliydi. İngiltere ve Fransa gibi bazı Avrupa ülkelerinde de mebnik ruh, mekanik evren ve insan
güçler sadece ortak fizyokimyasal güçlerdir" (Schultz, 2002:97) ve organizmayı bu özelliğiyle incelemek gerekir.
Yukarıda belirtmeye çalıştığımız gibi, Leipzig Üniversitesinde de, Berlin FizikTop^ luluğunun düşünce dünyasını yansıtan “tüm fenomenler fizik.sel kavramlarla açıklamiji lir, organizmayı hareket ettiren biricik güç fizyokimyasal enerjidir” görüşüne bağlı ob rak, yeni bir bilim kurma anlayışım ön plana alan benzer çalışmalar başlatılmıştır. Buu. da özellikle Emst Weber ve Gustave Theodor Fecher’in psiko-fizyoloji çalışmaları, bağlamda ortaya koydukları “algının fizyolojik temelleri” gibi buluşları Wilheiu Wundt’un psikoloji çalışmalarında önemli ölçüde etkili olmuş ve bu etkiyle Wundt -km. dişi de pozitivist felsefe akımına bağlı bir düşünürdür- psikolojik deney ortamında an-cak basit zihinsel süreçlerin içe bakış yöntemiyle incelenebileceğini öne sürmüştür,
1880’li yıllarda merkezi Leipzig Üniversitesi olan fizyoloji, fizik, anatomi ve dığet doğa bilimleri yamnda, sosyal bilimler alanında da önemli gelişmeler olmuştur.replika saat Wilhelu Wundt, 1879’da ilk psikoloji laboratuarını kurmuş ve burada çok uzun bir zaman bilim, sel araştımıalar-incelemeler yapmıştır. Ayrıca bu yıllarda iyi bir eğitici olarak çok şaşıda öğrenci yetiştirmiştir.
Bu yıllarda Leipzig Üniversitesi, birçok bilimsel alanda önemli merkezlerden bin haline gelmiştir. Aynı dönemde sosyal bilimler hareketinin de geliştiği ve çok sayıda bilimsel araştırma ve incelemenin ortaya çıktığını görtiyoruz. Örneğin Nüfus Bilimi (de-mografya). Tarım Sosyolojisi, Halk Bilimi ve Sosyal Tarih gibi alanlarda çok sayıda ça-lışmanm yapıldığına tanık oluyoruz. Bu konuda en tipik örneklerden birisi Kari Valen-tin Müller'dir. O, sosyal antropolog, nüfus bilimci ve sosyolog olarak çalışmış, çok şaşıda yapıt vermiş, aynca çok kişiyi etkilemiş, fakat o düşünce ikliminde yetişmesine b-şın, Leipzig Sosyoloji Okuluna katılmamış, birçok Leipzig So.syoloji Okulu mensubunun aksine, yeni politik eğilimlere de ilgi duymamıştır. Ancak yine de Leipzig Sosyoloji Okulu mensupları ve tarihçileri, Müller’in nüfus ve sosyal yapıyla ilgili değerlendirmelenn-den önemli ölçüde yararlandıklarını belirtmişlerdir (Gutberger, 2006:75).
Leişozig Üniversitesinde felsefe yanında, fizyoloji ve psikoloji çalışmalarında önder lik yapanlardan biri olan Wilhelm Wundt, aynı zamanda Hans Freyer’in üniversitedeki hocalarından biridir. Bilimsel psikolojinin öncü.sü olan Wundt, “Bilimsel bilginin nesnel ve öznel öğelerinin mantıksal olarak ayın doğrultuda birleştirilmeleri, varoluşu yücelttiği gibi, bilimsel argümanları da değerli hale getirmektedir" (Rainer, 2005:309) diyerek, Hans Freyer’in “Bir Gerçeklik Bilimi Olarak Sosyoloji" anlayışının da yolunu açmışut Çünkü Freyer’e göre de, “anlamı olan tüm soyut kavramlar ve mateıyaller, toplumsal olgular için de fevkalade önemli anlamlar ifade ederler ki, bunlar sosyoloji için de değerlidirler” (Rainer, 2005).
Sosyoloji Okııkınun oluşumuno, Leipzig Univensitesinde görev yapan bir-
önemli katkılarının bulunduğu bilinmektedir. XIX. yüzyılın sonları-(ok^lı„an Tarih Okulu ve Sosyal Bilimler Hareketi ile romantik felsefe ara.sında l,lr iletişi'!'''’^ olduğu da bir gerçektir. Bu felsefe hareketi siya.sal ve özellikle ulu-.^.jerle kaynaşmış halde bulunduğundan, birçok pozitivi.st ve mekanist olarak düşünürü ele etkisi altına almıştır. Örneğin gerek Kari Lampreeht. gerek W.
I .j, oerekse Kari Bücher - Freyer’in Leipzig Üniversitesindeki öğretmenleridir- gi-Alman Tarih Okulunun ve romantik felsefenin (idealist felsefenin.) etkisine gire-j. şu konulan ele almaya başlamışlardır: Kolektif bilinç, halk psikolojisi, kolektif ruh, 1^,11; ml'U. kültür halkları ve halk ekonomisi gibi konuları, dönemin benimsenen bilim-görüş ve yöntemlerini kullanılarak incelemişlerdir. Bu çalışmalar, Leipzig kökenli «ısi'ologlat grubunun büyük bir kısmını da etkilemiştir.
Bir bürün olarak Leipzig Okulunun Hans Freyer’in düşünce dünyasını etkilemeye tu4ıması. Kari Lampreeht’in bir semineriyle belirginleşmiş (1910) ve onun doktora çalışması olan, "XDC. Yüzyıl Felsefe Tarihinin Tarihi” adlı tezi ile merkezi bir tutum haline gelmiştir.
Hans Freyer, hemıeneutik, holistik ve diyalektik nitelikler taşıyan çalışmalannın lislaklarım çizerken, onun felsefeyle bağlantılarını ve bu bağlantıların nerelere ulaşabileceğini düşünerek, onların üzerinde yoğunlaşmak gerektiğini düşünmüş, bunu gerçekleştirmek için de ilk yapılacak işin kendini motive etmek olduğunu anlamıştır. Bu bağlamda özellikle kendi tarih felsefesinin amacını özel bir “dünya görüşü” (Weltan.schau-ung) temelinde-Lampreeht'in ilgisi de bu konu üzerinde yoğunlaşmıştır- belirlenmiş bir ■biılik'(Einiıeit) ya da bir “bütün” (Ganzheit) olarak saptamaya çalışmıştır. Ona göre ta-lihçinin görevi de tarihsel objelerin özel durumunu açıklamak olmalıdır.
lampreeht, Wundt, Krueger ve K. Bücher gibi isimler, Hegel'in çalışmalarının yo-mmlanması konusunda çok etkili olmuşlardır. Bunlann içerisinde özellikle Krueger, He-gel düşüncesinin canlandırılmasında etkili olmakla kalmamış, aynı zamanda Berlin’de VTılhelm Dilthey ile birlikte çalışarak onun tarihsel bir psikolojiye, hatta sosyolojiye temel olabdecek metodolojik yaklaşımlarının oluşmasına katkıda bulunmuştur. Aynca He-gelm tarih felsefesi ve anlayıcı sosyal bilimler hareketinin hız kazanmaya başlamasından sonra, bu hareket içinde romantik felsefenin bulunduğunu \'urgulamak gerekir.
Sosyal bilimlerde romantik fel.sefenin ve Alman Tarih Okulunun etkisi o kadar bü-)üktür ki, bu hareket kendine Leipzig Üniversitesinde etkili bir taraftar topluluğu bulabilmiştir ve bunlardan birçoğu Hans Freyer’in öğretmenleridir. Örneğin Lampreeht ve ffundt, kökeni Hegel’de bulunan kavranılan değişik amaçlar doğrultusunda kullanmışladır. Örneğin Volkgeist (Halk Ruhu), Volkseele (Halk İradesi), kültür, halk kültürü, kûlıûrel psikoloji, halk psikolojisi ve Kari Bücher’in halk ekonomisi gibi kavramlan,
Hans Freyer ve onunla temsil edilen Leipzig So.syoloji Okulunun gerek bilimsel, gerek felsefivegerek.se siyasal anlayışını önemli ölçüde yönlendirdiği görülmektedir. Hans freıer'in Theorie des objektiven Geistes” (Nesnel Tinin Kuramı, 1923) adını taşıyan ki-abı bu konuda çok iyi bir örnektir. Bu yapıtında Freyer, Hegel düşüncesi ile kendi dün-yagöriişünü birleştiren yönlendirici bilim adını —Orientierungsvvi.ssen.schaft- verdiği bir. çalışma ortaya koymuştur ki, bu çalışma, Hegel düşüncesinin en son halkası olarak değerlendirilmektedir.
bu durum toplumsal değerlerde çözülme ve bunların koruyucusu ve taşıyıcrsı olan namlarda ise işlevsizlik biçiminde kendini göstermiştir.
Toplumsal çözübne ve kültürel yozlaşma olarak değerlendirilen bu değişiJdjjjj^ toplumun geleceğini de tehdit eder boyutlara ulaşma olasılığını gündeme getirince, bireylerde öz güven, toplumda ise kimlik ve kişilik önemli bir sorun haline gelmeye layınca, bu gelişmelerden endişe duyan bazı düşünür, bilim adamı ve eğitimciler harejjf te geçmiş ve kendilerince bazı önlemler almaya yönelmişlerdir. Bu önlemler içerisijyjç hiç kuşku yoktur ki, en önemli olanlar, materyalist, pozitivist ve mekanist felsefe ha;ç. ketlerine karşı bütüncü düşünce sistemini, yozlaşma ve yabancılaşmaya kaışı da öz 1(0). türün korunması, kollanması ve ihya edilmesine yönelik çabalar şeklinde sıralanabilir. Bu önlemler aracılığıyla bir yandan “asfalt kültürü” karşısında öz kültürün koruma altına alın-ması sağlanmış olurken, öte yandan da belli bir süre içerisinde toplum kültüründe yapj. dığı düşünülen tahribatın da onarılabileceği düşünülmüştür. Diğer bir deyişle, yaratılaalt yeni kurumlar aracılığıyla, yabancı eğilimlerin törpülenerek etkilerinin azaltılması yanında, istendik bir birey ve toplum modelinin oluşturulması amacı da güdülmüştür.
Genel olarak söylemek gerekirse, sözü edilen sorunlan çözmeye yönelen bu haıe-kederin tümünü ifade etmek üzere seçilen üst kavram. Yeni Hümanizma sözüdür. Yeni Hümanizma hareketi, bireyi ve toplumu bir bütün olarak gören düşünce biçimidir. Bu düşünüş biçimi içerisinde çok boyutlu/yönlü insan ve toplum anlayışı başat konumda bulunur. Özellikle burada toplumun kimlik ve kişiliğini yansıtan güç kaynaklan ayn ayninceleme ve araştırma konusu yapılmış; insanın ve toplumun varlık alanlan ve çeşitli özellikleri ile kurumlan kuşatan tarihsel, kültürel, siyasal ve ekonomik öğe ve yapılar aramdaki ilişkiler incelenmiştir. DU, tarih, kültürel gelişmeler, inançlar, yurt sevgisi, bir ulusa mensup olma duygusu ve estetik zevk —örneğin musiki zevki gibi- nesnel ve öznel tin (Objektif und Sübjektif Geist) biçiminde ele ahnarak özellikle eğitim ve öğretim yoluyla hızlandınlan toplum mühendisliği çalışmalarında kullanılmışlardır (Akyüz, 1992:120-126).
Batılı düşünürler, bilim adamları ve eğitimciler, bir yandan somn olarak insanı ve i onu kuşatan sosyo-kültürel, siyasal, ekonomik ve tarihsel konuları irdeleyerek bunlann kaynaklarına inmeye çalışırlarken, öte yandan da bu araştırma ve irdelemelerden elde ettikleri bulgulara dayanarak kendi ülkeleri için muteber görülen yeni bir birey ve toplum modeli yaratmayı düşünmüşlerdir. Genel anlamı itibariyle “Yeni Hümanizma" hareketi olarak adlandırılan bu paradigmanın (Zeitgeist) özelleşen çok sayıda alt dallannuı bulunduğu bilinmektedir. Bu dallardan; Hans Freyer’in de içinde bulunduğu Fichte-He-gel çizgisindeki felsefe hareketi, sosyal idealizm, ulusal tarih, dil ve kültür anlayışı, ulus ; devlet formu, elitçi toplum görüşü, anlayıcı ve formel sosyoloji görüşü, ulusal eğitim başlığı altında Sanat Eğitim Alcımı ve Kır Eğitim Yurtları Hareketi gibi eğilimler, buge- j nel yaklaşım (Yeni Hümanizma) içerisinde yer alan akım ve uygulamalardan bazdandır
replika saat yazdı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder