maca bitkisi

16 Aralık 2015 Çarşamba

replika saat ve düşünce öyküsü konu

replika saat ve düşünce öyküsü konu 

yine sizlere bugün güzel yazan replika saat diyorki dişiyle de yabancılaşan insan her şeyle, ailesiyi bağıntılarını. tum değer yargılarına ve ahlak Uker'^^^*^»fı»U mekte. hiçbir şe>i kalmamış olarak kendini Kendi varoluşunu dünyadaki gerçek yerine oturU ^ y-tiren insanlık, varoluşunun hiçliğinin korkusu içerismd*^*" ve yaşamımn anlamsızlığmı sona erdirecek olan sığuıaâ * labılu- Fazlasıylaussal olan ahlaksal kuramlar kan dindarlık olmalıdır, yalmzhk içerisme itilmiş olan inaaıJf* dişelerden ve umutsuzluklardan kurtaracak olanBireym Tann’ya ve imana sığmması ise kendi karan üe ve ruK lininde olmalıdır Tann'nm varlığım kavramak için kanıt arama memek gerekir, nra kanıt aramsdı inançsızlık göstergesidir
Kendi zamamnda Danimarka dışmda ilgi görmeyen Kıerkegaartf yuzyılm varoluşçuluk adı verilecek olan felsefesinin öncülüğünü kimse farkında olmadı. 20. yuzyılm başlarında gelişen varoluşçu Verse Kıerkegaardi unutulmuşluğundan ortaya çıkararak fels^elenmi t; culerinden ve dinsel yanlı Hıristiyan varoluşçuluğunun başta gelen lanndan biri olarak yerine oturttular.
FRIEDRICH NIETZSCHE
Fnedrich Nietzsche (1844-1900) Prusya’nın Saksonya bolgemd» Rodıen’de doğdu. Anne ve baba tarafından dedeleri gibi babası da PtcMm rahibiydi. Altı yaşmdayken babası ölünce annesi aileyi Rocken’in az mağa-dakı Naumburg’a taşıdı Nietzsche ilkokulu burada bir Protestan okuMı bitirdikten sonra 16 yaşmda yatılı Pforta Lisesi’ne ücretsiz oğrena obnk girdi Fichte ve Schelling’in okudukları bu ünlü Protestan okulunda çok ıj' bir öğrenim gördü. Burayı da başari3rla bitirdikten sonra, teoloji ve klasik I-loloiı okumak üzere Bonn Ünıversitesi’ne yazıldı 20 yaşındaydı
Daha Pforta’dayken ailenin dinsel geleneğinden uzaklaşmaya başh flmftı Şimdi klasik fik>lq}i ile birlikte tecüojiye de devam etmesi sadece us» amin durumu sezmemesi, oğlunun dinden uzaklaştığmı anlavıp kmlıaa-mam ıçtzKİı Bonn’da ünlü fîlolog Ritachl*m öğrencisi oldu. Ertesi yû Ritad" Bonn dan ayrılıp Leıpzig Üniversitesi ne gidince Nietzsche de onu izledi. V* kez ketMİını aadece klasik fUolojİ3re vermek üzere Leipzig Üniversite*^ girdi Grek felsefesi ve Öreklerin yaşam şekli, Rıtschl’ın katkılarıyla, «o ilgilendiği ve etkilendiği konu oldu
Yaşanunı sonuna kadar etkileyen fiengiye üniversite 3rıllannda yak** landığı tahmin edilir İlendeki yıllarda aklı dengesinin bcmılmasına vef^ nunda çıktırmasına neden olacak bu hastalığın yanı sıra, sık sık ( '
gnUnyla d. »ağUp *urekU bozuk olan çel.mau b.r yap,a.
f«n vf (Tâstnt a|
yoğun olarak Öreklere vermesi sonunda, bu insanlann j^am,-değer yarplanm, H.nstiyanhğm (^Imeaıyle bırhkte totulduğunu gördüğü Avrupa mn yaşam, ve değerleri ,1e k,ya.slamaya baş
ladı Hıristiyanlığın ve en başta onun getirdiği günah korkusunun yerleşmesiyle doğasındaki canlılığı yitiren, tatminsizlik içerisinde bunalan, bu dum^an ve yaşamdan tiksinen, “suru halindeki yaratıklar* durumuna gelen ^tı insanı; çağında da endüstrileşme, teknoloji ve maddesel değerlerin üstünlük kazanması ile yozlaşmıştı. Sonunda yaşamı anlamsızlnşan birey, toplumun içmde güçlülüğünü yitirmiş ve çevresiyle yabancılaşmış, keder ve umutsuzluk içerisinde bunalmıştı.
Bu kıyaslamanın onu içine soktuğu karamsar havayı yaşamakta oldu-ğ[u sırada bir gün Schopenhauerin Die Welt als Wı//« und Vorstellung'u (irade ve İdea Olarak Dünya) eline geçti. “Eve varır varmaz, elde ettiğim bu hazine ile birlikte kendimi kanepenin uzenne attım ve o guçlu, kasvetli dehanın içime işlemesine bıraktım. Her satın feragat, ret. teslimiyet haykıran onda dünyayı, yaşamı ve kendi ruhumu korku verici bir ihtişam ile vansıtan bir ayna keşfettim "
Nietzsche kitabı okuduktan sonra Batı uygarlığı hakkındakı karam sar 1^ daha da koyulaştı. Çağın uygarUğmı bozuk duruma getiren unsurla nn aşında insandaki ussal gucun gereğinden fazla gelıştinlmiHiını ve bu nun sonucu olarak da, sadece düş gucunun, sezginin ve iradenin urunu olsm yaratıcılığın zarara uğratılmasını görmeye başladı
Aralannda yakın bir ilişki kurulacak olan Rıchard Wagner‘in muzığme olan sevgisi de bu sıralarda başladı
25 yaşında. RıtschVın önerisi ve aracılığıyla ve gereken felsefe doktoru derecesi smavsız ve tezsiz hemen verilerek, İsviçre’de Basel Üniversitesi ne klasik filoloji profesörü atandı Az sonra da. o sıralarda Luceme golü kıyı sındakı köşkünde sevgilisi Coeinia (Franz Liszt’in kızı ve o yılların Avru pa’smın en unlu orkestra şefi Hana von Bulow’un kansı) ile yaşamakta olan Wagnerle dostluğu başladı. Cosima’y® gİJtb bir sevgi duyan Nietzsche, Wag ner’e ise adeta taparcasına bağlandı Wagner ise, oğlu olabilecek vaştakı Nietzsche’de (ondan 31 yaş bu>âıktu) kültürel konular konuşabılecağı ve sa nalını desteklemekle kalmayıp onun angaryalarına koşturan bir vakm ıksü bulmuştu Nietzsche. müzikli dramanın bu buyuk dehasına
penhauer etkilerinden uzaklaşmaya başladığının belirtiler 1879’da gerek sağlığı nedeniyle gerekse mesleğinden ğından üniversiteden istifa etti. Sonraki on yılı yalnızlık sinde, yazmakla ve sağlığına iyi gelecek bir yer bulmak umuduyk^*^ viçre ve Almanya’da dolaşmakla geçirdi. Gözleri bozulmuş, gık. ağnları çektiği ve genel sağlık durumu kotu olarak yaşadı^ bu önemli yapıtlarını yazdı: Morgenröte: Gedanken uber dıe Verurt^^ doğumu Ahlak Önyargıları Üzerine Düşünceler, 1881); Det-/ro/ıi^J^ sensehaft (Neşeli Bilim, 1882); Also Sprach Zarahustra
1889’da bilincini yitiren Nietzsehe bir daha tam olarak kendine şek% di. Akli dengesi yok olmuş durumda 11 yıl, önce hastanede sonra dakika deşinin yanında yaşadı.
Nietzsehe bağımsız düşüncesinin ilk döneminin ürünü olan Trajedim Doğuşunda, “Altın Çağ” olarak nitelediği Sokrates öncesi Grek değerlen ve trajedi geleneği ile; Sokrates’le başlayan dönemin bozulmuşluğunu, kartlaştırır, Nietzsche’ye göre, Sokrates’in, insanın ussal ve mantıksal yanma kavramsal düşünmeye öncelik vermesi insanlardaki irade}^ zayıf duşur müş, hattâ felce uğratmıştır. Şimdi Avrupa da, uzun süredir, usun buonceh ğini devam ettirmektedir.
Sokrates’e dek Greklerin büyüklüğü bilimsel ussallıklarından çok,»-lan ile dengeledikleri ilkel duygusallıklanndan, yaşamlanna ve sanallan na egemen olan Apollon ve Dionysos ruhlarının içlerinde kaynaşmasından ve Dionysosün korolu ve danslı ayinlerinden trajediyi yaratanlar olmala nndan ileri gelmekteydi Banş ve huzur, uyum ve ölçü, estetik duygu, teiA kur. mantıksal düzen, felsefi sükûnet tannsı Apollon, müziği, şiiri ve konuşma sanatını başlatarak Grekleri sanatçı bir ırk yapmıştı. Yaşamın hareket lıliğıni uyum-renk-dengeye çevrirerek donduran, yaşamın hareketli anlarını gelecek için belgeleyen sanatları -resmi, yontuyu, mimarlığı, epıkşıın-yaratmalanna yol açmıştı. Sonra birdenbire, Anadolu’dan, bu sükûnet, denge ve tefekkür tanrısının antitezi olarak, kaba, çılgın, engel tanımaz d^m-mşlanyla fırtınalı yeni bir tann, şarap ve şenlik, şarkı, müzik, dans veken-dındım geçerek coşku tanrısı -ilkel duygusallığın simgesi- Dionysos girmişti yaşamlanna. Apollon tefekkür yaşamını temsil ederken ve yaşamın can sız belgeler şeklinde dondurulduğu sanatların ilham kaynağı olurken. Dı onysos yaşanmakta olan yaşamın kendini soktu Greklerin yaşamına ya şamlannı ve kültürlerini büyük ölçüde değiştirdi. Oncelen birbirinden ayn sUnluren vt? bu aynlık içerisinde hö- ikis de ek-snlsTişı sonra birleşti Dionysofl un anlık kendındoı çılgnıhkUria değil, ApoUon'ım sükûneti ve den^es ıçe-DionysoB’un çılgınlığa varan azgın özgür ruhu Apoi-ve ûl^uluğu ile .Yumuşatıldı, anndınidı ve denge-.^^T^^vaa ve ApaUan, olumsuz yanlan bırakılarak, olumlu vanlan ko-tbvada HegeTin aufjgehoben sözcüğünü kullanır^ insandaki eaCe-^ cD-taan sanatı olan trajedide "birleşmeye yükseltildi.* Grekknn ba ıkı tann>*a sahip olmalanndandı Herakleitos gibi filozoflanvia ve Aiskhyloe gibi trıyedi yazarlan.vla, ve Eunptdes öncesinin Grekleri. ussallıklarım gerektığmde bir ke-hr^masau ve ön sıraya Dionysoa'un coşkulu ruhunu getırmesmı bile-leL .vBfMuiL tum ıstıraph .>’anlarma karşm. .\me de güzel ve .vaşama.va de-^ dAçıaın onaylayan tn^iediyı ve Grek kültürünün yüce dönemi olan tra-pek çağmı yaratmışlardı.
Sonra durum değışü, soru soran, eleştiren, usçu bir ruh geldi yaşama. Mmasm ymm bilim; sezginin, içgüdünün. du.\g\mun. sıcaklığm \*e güzelli-^ .verau us ve akıl .vurutme; o.\-unlann .verini di.valekük (karşılıklı mantık-ml tartışnuı» akh. Dion.\'so6 ruhu öldü ve çökme başladı. Tek erdem ussaiiık dia İnsan, us ile özdeşleşen, sadece düşünen bir varlık halmi aldı Du.vula-na algıladığı gerçek nesnelerin .verme onlann düşüncedeki so.vut ıdealan geçti îiMtanı ilgilendiren her türlü sorunun kavTamsal açıklamalarla anJa-fddbUeceğme ve us ile çozumlenebıleceğme inanıldı (îerçeğm bilimsellikle ^■deşleştırildığı bu ruh ıçensmde mitler tanh yanmda yadsuur oldu ve ıra-pAçoktu
NıeCzache bu durumdan Sokrates’i ve ona yüceliğini sağlayan ■orumhı tutar Tn^ıedı yazan Eunpıdes'i. ‘sadece bir mask konuşturduğu tanrılar» • Sokratesti* diye suçlar Aıskh>
lak sistemi olamayacağını gözardı ederek, tüm Hıristiyanlara ve kalıplaşmayı zorlamasınm insanın doğasına aykın olduğunun bıllık liği içerisinde yerleştirdiği yaşamı reddeden ahlakı, artık yerim, ğasmdan gelen değerlere, yaşamı onaylayan ahlaka bırakmalıydı Inn^ bu duruma düşmesinin temelinde yatan ve insanlara tarihleri boyuna^ men olan ahlak anlayışı değişmeliydi. İnsan kendini de yaşamımdıni^ leştiren değerleri değiştirmeli, onu ve yaşammı gerçek yapacak yenıdeşR ler bulmalıydı. Tann’ys^ bir çocuk gibi bağlanmış olan insanlar, artık T» n’sız dünyada kendileri tanrılar olma yürekliliğini göstermeliydiler Batı uygarlığını ve insanını kurtaracak olan, insanlarda DionyıoiR hunun yeniden canlandırılması, Dionysos-Apollon birleşmesinin yanda başarüması ve bu birleşmenin ifadesi olan yeni bir ahlak, yeni bir dinini* maşıydı.
Ahlak, töreden başka bir şey değildir Nietzsche’ye göre. Ahlaksal ler, yasalar, düşünceler, bir ırkın kendi yaşamma en iyi hizmet edec» şuliar altında ve yaşamak içgüdüsel isteğinin sonucunda yerleştirdikleri t» Bureklüik verdikleri, toplum için iyi gördükleri kurallardır “Ahlaklı^® demli olmak, uzun zaman içerisinde yerleşmiş olan gelenek yasasına maktır Bir kimsenin ona isteyerek ya da istemeyerek uyuyor olması^ önemi yoktur, uymasıdır yeterli olan. Geleneğe göre hareket eden
dır r .) Kötü olmak, 'gelenekle bağlı olmamak’tır." Tarih boyunca ve toplumlar arasındaki güçlülük ilişkisinden ve “iyi" ile “kötü"nûn
değerlendirilmesinden kaynaklanan, iki farklı insan ve toplum yansıtan, ıkı turlu ahlak düşüncesi insanlığa egemen olmuştur lakı ve hoU ahlakı Her insan ya da ırk bunların ikisinden birine “îyi*yi “soyluluk" olarak goım efendi ahlakı, efendi smıhnın gucunu ve^ menliğim korumak amacına yönelik olarak yerleştirilmiş değerler dır Savaşa, serüvene, başarı kazanmaya adanmış olanların, hareket eden guçlulenn ahlakıdır Efendi ahlakma göre bireyin irs®
Sağlığının düzelmesi ile birlikte, karamsar havası da değı^mevc
ma ilk kez olumlu bakmaya başladı. Kafasında yepyeni düşünceler ^ ğe ilişkin umutlar ışıldadı. İnsanın kendini yineleyeceğine ve yeniı^ kazanacağına ilişkin bir umudun ışığı aydınlattı içini. Yıkmanın, lyıij^ı^ arasında olmaktan daha iyi; “yan yarıya ve zehirleyici olmaktansa* manın daha ehven olduğu yargısına vardı. 1881 Kasım’ında kızkarden Cenova’dan yazdığı mektupta şöyle der: “Geçen gün Bizet admda birFn» zın bir operasını, Carmeni izledim ve heyecan duydum. Güçlü, duyguluv güneşliydi.’’ Carmen’in neşeli müziğinden duyduğu bu haz, kendi ıçnslıt karamsar havadan kurtulmaya başlama belirtileriydi Bu havaıçinıaifi» yazdığı Ne?e/ı Bilim (1882), bu ruhsal ve düşünsel değişimin gelişme» yansıtan yapıtı oldu. Kitabın dördüncü bölümünün “Gerekli her şeyi hep güzel görmeyi öğrenmek istiyorum. Amor/atı sonra sevgim bu olsun. Çirkin olana karşı savaşacağım. Suçlamaya^ suçlayanları bile suçlamayacağım. Tek reddim başımı öte yana çe sun Artık genelde sadece bir onaylayan olacağım.” .
insanlığın daha yüksek bir düzeye erişeceği ve yeni bir donemin geleceğini sezinlemeye başlamıştı. Bunu ise, kenûi gu vererek ve kendini engelleyerek yarattığı tanrıların gücünde ar üzerinde yaşaması için yaratıldığı dünyadan başka bir dünya duş kendi gücüne kavuşan ve bu güce güvenen, kendini bulmuş,
sanm yapabileceğinde, insanın kendisi olmasında, gördü; kendi kötülerini kendisi seçen; güçlülük duygusunu, güçlülük ^ got
ğun kendisini yücelten her şeyi “iyi” olarak kabul eden, guçs'i*^'^^ suz olan her şeyi “kötü” olarak horlayan insan başarabilecekti bunu hiç dua etmeyeceksm, hiç tapınmayacaksın, sonsuz
evrim anlayışı ile sonuçlandı: Şimdi olan her şey daha on muştu ve sonsuza dek yine olacaktı AvrupalInın yitiniiğı niden doğacaktı Bunu şöyle savundu; Evrendeki eneıjınm^T''^ sonsuz değildir, sınırlıdır. Miktarı belirli olan bu enenmm durumlar, değişimler ve bileşimler de, hemen hemen sayıaud,^*^ çok olmakla beraber yine de belirlidir. Fakat, evrenin bu belııri^S lanıma koyduğu zaman sonsuzdur. Eneıji sonsuz zaman içeruaj^k olarak aktiftir. Bu öyle olunca, şimdiye dek geçmiş olan bir İçerisinde, enerji, mümkün olan tüm gelişmeleri oldurmuş olmaUjij îî* deki şu anki gelişmeler -şu anı doğuranlar ve onun doğuracakitn, gelecek- bir yineleme olmalıdır. Her şey, enerjinin tüm şekillenil nin toplamı kadar, sayısız kez var olmuştur şimdiye dek ve geleci^ olacaktır.
Sonsuz yineleme, Nietzsche’nin, ölümsüzlük ve öteki na karşı getirdiği, insana yakıştırdığı yeni seçenekti.
Sonsuz yineleme doktrinine göre, güçlü-olma-iradesi yeniden her üzerine çıkacak ve insanlık daha önce erişmediği bir güçlülüğü bııUt^ kendinde. İnsanlık üst insanı (Übermensch) yaratacaktı, daha doğrum^ ratmalıydı.
insan sonsuz yinelenmede yerinde saymaması, geri gitmemesi ıçmkn liğini erginleştirmeli ve yaşama anlam katmalıydı. Yaşamını sürdurenkr çevreye en iyi uyum sağlayanlar değildi; varoluş savaşı çevreye karşı ıtvn ü, organizmayı çevrenin zorunluluklarma uydurmaktı. Ayakta kalmaya« uygun olanlar çevreyle başa çıkacak kadar güçlü olanlardı, çevreyi kendi* teklerine ve gereksinimlerine boyun eğmeye zorlayanlardı. İnsan eakıda ğerliliğine ve onuruna kavuşması için ona ulaşmayı kendine amaç edmııa lıydi, bunu doğal evrimin kendi sürecine bırakmamalıydı. Yaşamm,ooâi* sanın kendisinin verdiği anlamdan başka anlamı yoktu. Evrenin vemıaı şimdiye kadarki evrimi, insan denen jnüce yaratığın ilerlemesinm haztriiş içindi belki de Hıristiyanlık insanlığm ilerlemesini engellemekle ve Nıeo-Bche'nin değerlendirmesiyle “üst insan” denilen daha yüksek türüne cvraı-nı durdurmakla yaşamın yasalarına karşı gelmişti. Bu nedenle, ınsanlıiı bu dünyanın ötesine, ölümden sonrasına kaçışı zorladığı ve seçtirdiği ne denle Hıristiyanlığı reddetmişti. Yaşamdı, kaçılamayacak, yinelenectk olan yaşamdı zorlanması gereken. Sonsuz yinelenmenin içinde başka btf dünya yoktu, hep buradaki yaşamdı yinelenecek olan. însanhğın karamsar geleceğmc karşı seçenek olarak dünyaya bağlı öteki dünyaya kaçıştan kur tülmüş, tüm geleneksel ahlak anlayışmı yıknuş yeni insana yem ahlak ania yışını duyurmak için seçtiği Zerdüşt’ün ağzından Zerdüşt Böyle Dedfyi yazdı.
Nietzache yapıtında, yaşadığı çağdan o yana değişime uğramış, eski ahlakçılığından imoralıst) ahlaka karşıcılığa iımmoralıst) dönüşmüş -keok
replika saat sundu.

replika saat - saat : saat - kol saati : kol saati - replika kol saati : replika kol saati - replika saat : replika saat - replika saatler : replika saatler replika kol saatleri : replika kol saatleri - replika saat fiyatları : replika saat fiyatları - replika saat modelleri : replika saat modelleri

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder